AWAITING in Turkish translation

[ə'weitiŋ]
[ə'weitiŋ]
bekliyor
wait
to expect
to await
stand
bekleniyor
fullback
wait
bekliyoruz
wait
to expect
to await
stand
bekliyorum
wait
to expect
to await
stand
bekliyorlar
wait
to expect
to await
stand

Examples of using Awaiting in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And are awaiting trial and execution. All the officers involved have bean arrested.
Caligula suikastine karışmış tüm subaylar tutuklandı… yargılanıp infaz edilmeyi bekliyorlar.
Awaiting response. Transmission sent.
Mesaj gönderildi. Cevap bekleniyor.
I am, awaiting a knight so bold as to rescue me.
Benim. Beni kurtaracak cesaretli şövalyemi bekliyorum.
Awaiting confirmation from South America. Europe now online.
Avrupa çevrimiçi. Güney Amerikadan doğrulama bekleniyor.
I am, awaiting a knight so bold as to rescue me.
Beni kurtaracak cesaretli şövalyemi bekliyorum. Benim.
Europe now online. Awaiting confirmation from South America.
Avrupa çevrimiçi. Güney Amerikadan doğrulama bekleniyor.
Awaiting a knight so bold as to rescue me. I am.
Beni kurtaracak kadar cesur bir şövalyeyi bekliyorum.- Benim.
With pleasure. In Gerhardt's account, still awaiting transaction.
Zevkle. Gerhardtın hesabında hala işlem bekleniyor.
I am. Awaiting a knight so bold as to rescue me.
Beni kurtaracak kadar cesur bir şövalyeyi bekliyorum.- Benim.
In Gerhardt's account, still awaiting transaction.- With pleasure.
Zevkle. Gerhardtın hesabında hala işlem bekleniyor.
Vista View, awaiting backup.
Vista View, destek bekliyorum.
Friend, friend, awaiting reply, friend.
Arkadaş, arkadaş, cevap bekleniyor, arkadaş.
Your Highness, there's a carriage awaiting.
Majesteleri, bekleyen bir araba var.
We considered awaiting your recovery, but Mézières might change his mind.
Hastalığının iyileşmesini beklemeyi düşündük fakat Mézières fikrini değiştirebilirdi.
They will keep him in County awaiting sentencing.
Eyalet Hüküm Bekleme Biriminde tutacaklar.
Even awaiting our own death.
Ölümünü beklemeye bile.
Jumped bail while awaiting trial.
Duruşmasını beklemeden kefaletini ödeyip kaçmış.
There may be miracles awaiting.
Beklemekte olan mucizeler olabilir.
Always smiling. Always awaiting him.
Her zaman onu bekliyordu. Her zaman gülümsüyordu.
What's going on? You're in a hospital awaiting trial?
Bir hastanedesin, mahkemeyi bekliyorsun. Ne oluyor?
Results: 821, Time: 0.0541

Top dictionary queries

English - Turkish