CALLING THEM in Turkish translation

['kɔːliŋ ðem]
['kɔːliŋ ðem]
onları aramayı
onları çağırdığımızı
onları aramanın
o sessizlikte onları arayıp
çağırdığımızı duymayışları oraya ebedi yalnızlık için gidişleri ve orada onları
onlara şu insanlar demeyi

Examples of using Calling them in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Give me the phone. I-I'm calling them right now.
Telefonu ver, ben ararım. Onları arayacağım.
He's pulling the paperwork, calling them now.
Evrakları çıkarıyor, onları arayacak.
Get as many cell numbers as you can and try calling them.
Yolcuların cep telefonu numaralarını arayıp ulaşmaya çalış.
I tried calling them, but it was too late. When it all began a month and a half ago.
Bir buçuk ay önce tüm bu olaylar başladığında… onları aramayı denedim, ama artık çok geçti.
And in that silence,- Oh… Zach. calling them.- And then I was absolutely silent, I heard what I couldn't hear while I was riding.
Zach. Sonra tamamen sustum, ve o sessizlikte… onları arayıp dururken duyamadığım şeyi duydum. Ah.
When it all began a month and a half ago, I tried calling them, but it was too late.
Bir buçuk ay önce tüm bu olaylar başladığında… onları aramayı denedim, ama artık çok geçti.
Where they went to be alone for all time. And that they still do not hear us calling them out of those rooms.
Onları sevdiğimiz… onları çağırdığımızı duymamış olmaları… ve hala onları o odalardan dışarı çağırdığımızı duymayışları… oraya ebedi yalnızlık için gidişleri… ve orada onları tekrar bir araya getirecek parçaları asla bulamayacak oluşumuz.
Calling them. I heard what I couldn't hear while I was riding,- Oh… Zach.- And then I was absolutely silent, and in that silence.
Zach. Sonra tamamen sustum, ve o sessizlikte… onları arayıp dururken duyamadığım şeyi duydum. Ah.
This allows you to instantly see the availability of your contacts before calling them and make individual
Bu, onları aramadan önce kişilerin durumunu anında görmeni ve bireysel
And the FBI's calling them 60-second men-- in and out in less than a minute.
FBI onlara'' 60 saniyelik adamlar'' diyormuş. 1 dakika içinde girip çıkıyorlarmış.
And then I was absolutely silent, and in that silence… I heard what I couldn't hear while I was riding, calling them.
Sonra tamamen sustum, ve o sessizlikte onları arayıp dururken duyamadığım şeyi duydum.
Katz developed a technique of painting on cut panels, first of wood, then aluminum, calling them"cutouts.
sonraları alüminyum levhalardan kesip şekillendirdiği biçimleri boyayarak yaptığı ve cutouts adını verdiği tekniği geliştirdi.
Still do not hear us calling them out of those rooms… but only that we had loved them…
Önemli olan, onları sevdiğimiz… onları çağırdığımızı duymamış olmaları… ve hala onları o odalardan dışarı
But when her son wandered off from camp two years later, So, you would think she would be more mindful in the future, she didn't even bother calling them back.
Yani onun… gelecekte daha düşünceli olacağını zannediyorsun ama… ama iki yıl sonra oğlu kamptan kendi başına ayrıldığında üç saat boyunca onları aramaya bile… zahmet etmemiş.
But when her son wandered off from camp two years later, she would be more mindful in the future, she didn't even bother calling them back So you would think.
Yani onun… gelecekte daha düşünceli olacağını zannediyorsun ama… ama iki yıl sonra oğlu kamptan kendi başına ayrıldığında üç saat boyunca onları aramaya bile… zahmet etmemiş.
Where they went to be alone for all time……and that they hadn't heard us calling……and where we will never find the pieces to put them back together.… still do not hear us calling them out of those rooms… But only that we had loved them….
Önemli olan, onları sevdiğimiz… onları çağırdığımızı duymamış olmaları… ve hala onları o odalardan dışarı çağırdığımızı duymayışları… oraya ebedi yalnızlık için gidişleri… ve orada onları tekrar bir araya getirecek parçaları asla bulamayacak oluşumuz.
Calling them names.
Onları adlarıyla çağırıyorlar.
Something's calling them.
Bir şey onları çağrıyor.
I'm calling them.
Onları arayacağım.
Something calling them back.
Bir şey onları geri çağırıyordu.
Results: 15914, Time: 0.048

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish