COURTEOUS in Turkish translation

['k3ːtiəs]
['k3ːtiəs]
nazik
kind
nice
gentle
polite
delicate
decent
kindly
courteous
gently
gracious
kibar
nice
polite
kind
gentle
courteous
genteel
kindly
gallant
nicely
attentive
saygılı
respect
respectful
reverence
regard
kibarlık
nice
polite
kind
gentle
courteous
genteel
kindly
gallant
nicely
attentive
saygılıdır canayakındır saygılıdır

Examples of using Courteous in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
There aren't many courteous women like Eun-ho these days.
Artık, Eun-ho gibi hürmetkar kadın kalmadı.
Was your service quick and courteous?
Servisiniz çabuk ve nazikçe miydi?
I am brave and courteous, bold and generous.
cesur ve cömerdimdir… cana yakın ve sabırlıyımdır.
Come here, angel! Very courteous.
Buraya gel, melek! Çok cömertti.
Be just to all men, courteous to all women.
Bütün erkeklere adil, bütün kadınlara nazik davran.
In general,"his calm and courteous manner did much to maintain fruitful Allied relations.
Genel olarak,'' sakin ve nazik tavrıyla verimli Müttefik ilişkilerini sürdürmek için çok şey yaptı.
I'm trying to be professionnal and courteous by doing this but I'm not gonna sit there while he yells at my face.
Bunu yaparken profesyonel ve kibar olmaya çalışacağım, ama yüzüme bağırıp çağırırsa orada oturup durmayacağım.
Did you know that 90 percent of cell phone users believe they're courteous while 85 percent of those same users complain about being annoyed by others' conversations?
Cep telefonu kullanıcılarının yüzde 90ının nazik olduklarına inandıklarını buna rağmen aynı kullanıcıların yüzde 85inin diğer görüşmelerden rahatsız olup şikayette bulunduklarını biliyor muydun?
He's handsome, honest… courteous, stands when you walk in a room… brings you brioche in bed.
Yakışıklı, dürüst, saygılı, odaya girince ayağa kalkar yatağına çörek getirir.
As a citizen of a country of courteous people, isn't it right to apologize first?
Kibar insanların yaşadığı bir ülkenin ferdi olarak, önce özür dilemen gerekmez mi?
Friendly, courteous, obedient, thrifty, brave, clean
Ben güvenilir, sadık, yardımsever… dost canlısı, nazik, itaatli, iradeli,
I do, and it's a fact we here have been courteous enough to keep to our own selves.
Saklyacak kadar kibar olduğumuz da bir gerçek. Anlıyorum ve bizim de bunu kendimize.
that under this one roof, the spirit of good, old-fashioned, warm-hearted courteous Irish hospitality, is still alive among us.
sıcak, nazik İrlanda konukseverliğinin hâlâ yaşadığına şahit olmak bana büyük bir keyif veriyor.
my dear child. you will be courteous, but distant.
teslimatçılarla olan satış ilişkilerinde… saygılı ama mesafeli olacaksın.
Large of heart. If we have lost in Justin and Tessa… two valued friends, the diplomatic community has lost a true gentleman… courteous.
Kibar, mütevazi… geniş yürekli. Eğer biz Justin ve Tessayı kaybettiysek… iki değerli arkadaşı… diplomatik camia gerçek bir beyefendiyi kaybetti;….
Loyal, helpful, friendly, courteous, young stan:
Biz izci, güvenilir, sadık, yardımsever, dost canlısı, nazik, kibar… itaatkar,
Korea is the eastern country of courteous people. You were raised in America so you probably don't know but.
Kore kibar insanların ülkesidir. Amerikada yetiştiğin için muhtemelen bilmiyorsun ama.
I will have some publishers send Daniel courteous rejections, and our son will go on to take his place at the head of Grayson Global, where he belongs.
Birkaç yayımcıyı Daniele kibar bir ret cevabı göndermesi için ayarladım. Ve oğlumuz ait olduğu yere Grayson Globalın başına geçmek için okula devam edecek.
all the victims commented on how courteous and apologetic he was.
tüm kurbanlar onun ne kadar kibar ve mahcup olduğundan bahsetmişlerdi.
on the whole we were a pleasant, courteous people, tending to our own business.
genelde bizler sevimli, kibar insanlardık. Kendi işimize bakardık.
Results: 136, Time: 0.0464

Top dictionary queries

English - Turkish