CRAZED in Turkish translation

[kreizd]
[kreizd]
çılgın
crazy
mad
wild
insane
freaky
lunatic
madman
wacky
nutty
frenzied
çıldırmış
crazy
freaking out
delirmiş
crazy
madness
going mad
deli
crazy
mad
insane
lunatic
madman
maniac
freak
psycho
nuts
deranged
manyak
crazy
maniac
freak
psycho
lunatic
insane
sick
mad
madman
wacky
gözü dönmüş
çılgınca
crazy
mad
wild
insane
freaky
lunatic
madman
wacky
nutty
frenzied
çıldırdı
crazy
freaking out

Examples of using Crazed in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
When I think of these girls, sick with fright and their families crazed with worry.
Kızların halini düşündükçe, korkudan kaskatı kesilmiş aileleri endişeden çıldırmış.
There are two crazed killers roaming around that camp.
Bu kampta dolanan iki manyak katil var.
And reports from a crazed fisherman of fairies. around Fowl Manor.
Fowl Manor çevresindeki oteller ve çılgın bir periden balıkçıdan raporlar.
Woman's crazed! The Indians are still out there.
Kadın çıldırdı! Kızılderililer hala etraftalar.
Believing Crazed.
İnanarak çılgınca.
He charged like crazed goat.
Deli bir keçi gibi saldırdı.
Because when you get mad like this, you charge at people like a crazed rhino.
Çünkü bu kadar kızgınken insanlara delirmiş gergedanlar gibi saldırıyorsun.
he looked a little crazed.
Biraz çıldırmış gözüküyordu.
The Indians are still out there. Woman's crazed!
Kadın çıldırdı! Kızılderililer hala etraftalar!
Why, the man's crazed.
Bu adam deli!
Crazed with love for me♪.
Bana duyduğu aşkla çıldırdı.
Her mother's especially crazed.
Özellikle annesi tam bir deli.
This is not a crazed animal.
Bu hayvan deli değil.
If by crazed you mean lonely,
Çıldırmaktan kastın yalnızlık,
Still as crazed as ever.
Hala her zamanki kadar manyaksın.
Spider-Man cavorting with a crazed, maniacal, gritty, out-of-control monster.
Örümcek Adam çılgına dönmüş, manik, kumlu ve kontrolden çıkmış bir canavarla hoplayıp zıplıyor.
At last, crazed with pain they admitted their crime.
Sonunda, acıdan çılgına dönmüş bir halde, cinayeti itiraf ettiler.
He was about twenty… with a crazed look in his eyes.
Yirmili yaşlarda, çıldırmış gibi bakışları olan biriydi.
You look crazed.
Delirmiş gibi görünüyorsun.
Crazed miners.
Kaçık madenciler.
Results: 147, Time: 0.0743

Top dictionary queries

English - Turkish