DISCOURAGED in Turkish translation

[di'skʌridʒd]
[di'skʌridʒd]
cesareti kırılmış
bezgin
weary
tired
discouraged
jaded
disgusted
hevesi kırılmış

Examples of using Discouraged in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Why suddenly-- Every time my business failed, he became more and more discouraged.
Neden birden… babamın hevesi daha çok kaçardı. İşim her iflas ettiğinde.
Don't be discouraged, son.
Heves kırıcı olma evlat.
It's just as it was ten, fourteen years ago Discouraged again.
Yine cesaretim kırıldı. Gene 10, 14 yıl öncesi gibi.
Pete Bucowski/ Never never discouraged.
Pete Bucowskinin cesareti hiç kırılmazdı.
Who is always strong Our main character and never discouraged.
Ve asla yılmayan ana karakterimiz. Her zaman güçlü olan.
I was a little bit discouraged at first because… I couldn't think of a technical solution.
Başta biraz cesaretim kırıldı çünkü teknik bir çözüm bulamamıştım.
I couldn't think of a technical solution. I was a little bit discouraged at first because.
Başta biraz cesaretim kırıldı çünkü teknik bir çözüm bulamamıştım.
George Sr. felt discouraged and alone.
George Sr. umutsuz ve yalnız hissediyordu.
You have insulted and discouraged me since the day we met.
Tanıştığımız günden beri bana hakaret edip şevkimi kırdın.
Because Sabrina having a boyfriend's really discouraged you.
Sabrinanın erkek arkadaşı olması seni çok cesaretlendirdi zaten.
You made? me discouraged.
Seni benden vazgeçirtmek.
I am not discouraged about my future.
Geleceğim hakkında umutsuz değilim.
Never let it be said that LGSM discouraged youth enterprise.
Asla LGMD genç girişimcileri engelledi dedirtme.
Tom said that he was very discouraged.
Tom, çok cesareti kırıldığını söyledi.
We're very discouraged.
Biz çok bezginiz.
And-- and worst of all, Our approach discouraged you, filled you with despair.
En kötüsü de bizim yaklaşımımız sizin cesaretinizi kırdı, umutsuzlukla doldunuz.
We're so discouraged.
Çok cesaretliyiz.
But don't be discouraged. Darling, I know so well how you feel.
Tatlım, ne hissettiğini o kadar iyi biliyorum ki… ama cesaretsiz olma.
Darling, I know so well how you feel, but don't be discouraged.
Tatlım, ne hissettiğini o kadar iyi biliyorum ki… ama cesaretsiz olma.
It's just as it was ten, fourteen years ago. Discouraged again.
Gene 10, 14 yıl öncesi gibi. Yine cesaretim kırıldı.
Results: 66, Time: 0.0554

Top dictionary queries

English - Turkish