ENTITLED in Turkish translation

[in'taitld]
[in'taitld]
adlı
name
aad
call
of a'ad
hakkı
deserve
right
truth
earn
worthy
due
merit
hath
claim
entitlement
başlıklı
title
headline
hood
helmet
header
caption
cap
bonnet
warheads
payload
isimli
name
call
title
adı
name
aad
call
of a'ad
adında
name
aad
call
of a'ad
başlığı
title
headline
hood
helmet
header
caption
cap
bonnet
warheads
payload
adıyla
name
aad
call
of a'ad
hakları
deserve
right
truth
earn
worthy
due
merit
hath
claim
entitlement
hakkım
deserve
right
truth
earn
worthy
due
merit
hath
claim
entitlement
hakkın
deserve
right
truth
earn
worthy
due
merit
hath
claim
entitlement
başlığını
title
headline
hood
helmet
header
caption
cap
bonnet
warheads
payload
başlığıyla
title
headline
hood
helmet
header
caption
cap
bonnet
warheads
payload
hakka sahip

Examples of using Entitled in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
No. I'm entitled to be angry.
Sinirli olmak hakkım.- Hayır.
So let's read this week's script entitled.
Bu haftaki bölümün başlığını koyalım.
A comedy entitled.
Bu komedinin adı.
I'm entitled to be angry.- No.
Sinirli olmak hakkım.- Hayır.
Why do you think you're entitled to everything?
Neden herşeye hakkın olduğunu düşünüyorsun?
As our man, you are entitled to more than the others.
Bizim adamımız olursan, diğerlerinin vereceğinden daha çok hakka sahip olacaksın.
It's a serious work of nonfiction… entitled" Down With Love.
Ciddi bir çalışma… Adı Aşkla Aşağıya olan.
I'm just saying I'm entitled, too.
Sadece benim de hakkım olduğunu söylüyorum.
To a great deal more than they are now. Women in the future are entitled.
Gelecekteki kadınlar, şimdiki kadınlara kıyasla daha çok hakka sahip.
And believed you were entitled to everything. Because you went to public school?
Devlet okuluna gittiğin… ve her şeye hakkın olduğuna inanarak büyüdüğün için mi?
It was the latest installation from photographer Baird Johnson, entitled"Drag Kings.
Fotoğrafçı Baird Johnsonun son sergisinin adı.
I think I'm entitled to know what's going on with this team here.
Bu takım hakkında neler olup bittiğini bilmeye hakkım var diye düşünüyorum.
Women in the future are entitled to a great deal more than they are now.
Gelecekteki kadınlar, şimdiki kadınlara kıyasla daha çok hakka sahip.
As I am your droog and leader… I'm entitled to know what goes on.
Sizin drooginiz ve lideriniz olarak ne olduğunu bilmek hakkım.
Surely I'm entitled to one favour, Thomas.
Muhakkak ki bir iyilik yapma hakkım olmalı, Thomas.
Or something worse. Therefore there entitled to do that.
Bunları hak edecek kötü hiçbir şey yapmadım.
About millions of dollars I believe you're entitled to.
Hakkınız olduğuna inandığım milyonlar hakkında.
Her first album, entitled Ivy, was released in March 2012.
İlk albümünün ismi'' Ivy'', Mart 2012de yayınlanmıştır.
Let me get in there and prove that we're entitled to live.
Oraya gelmeme ve yaşamaya hakkımız olduğunu kanıtlamama izin ver.
Entitled to: freedom and fun! You will have what you're.
Hak ettiğin şeylere sahip olacaksın: özgürlük ve neşe.
Results: 482, Time: 0.0674

Top dictionary queries

English - Turkish