FALLOUT in Turkish translation

['fɔːlaʊt]
['fɔːlaʊt]
serpinti
fallout
spill
spatter
radyoaktif serpinti
fallout
radioactive fallout
fallout
sonuçları
result
outcome
conclusion
consequence
effect
end
eventually
score
ultimately
etkileri
effect
impact
influence
affect
the impression
act
potency
to make
bir nükleer
a fallout
nuke
a nuclear weapon
atık
waste
disposal
dump
debris
sewage
sludge
fallout
spoilage
dağılabilirsiniz
dismissed
fallout
radyoaktif kalıntıların
radioactive residue
serpintiye
fallout
spill
spatter
serpintiden
fallout
spill
spatter
sonuçlarıyla
result
outcome
conclusion
consequence
effect
end
eventually
score
ultimately
serpintiyi
fallout
spill
spatter

Examples of using Fallout in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
My dad's old fallout shelter.
Babamın eski atık sığınağındayız.
Fallout from Montreal.
Montrealin etkileri.
So, there might be some fallout from that.
Bu yüzden bunun bazı sonuçları olabilir.
Fallout.- Great name.
Harika isim.- Fallout.
Filth! Against fire and radioactive fallout. Filth!
Yangın ve radyoaktif serpintiye karşı. Pislik! Pislik!
Tube cleared. Fallout.- No.
Yok. Tüp temiz. Dağılabilirsiniz.
Great name.-"Fallout.
Harika isim.- Fallout.
They're concerned about possible fallout.
Muhtemel serpintiden endişeleniyorlarmış.
Against fire and radioactive fallout. Filth! Filth!
Yangın ve radyoaktif serpintiye karşı. Pislik! Pislik!
No. Tube cleared. Fallout.
Tüp temiz. Dağılabilirsiniz.
Next! At last the world is safe, eh, Fallout Boy?
En sonunda dünya güvende değil mi, Radyoaktif Serpinti Çocuk? Sıradaki!
Biggest disappointment: Fallout 76.
En büyük hüsran: Fallout 76.
Are you talking about fallout?
Serpintiden mi bahsediyoruz?
I will handle the fallout.
Sonuçlarıyla ben ilgilenirim.
Filth! Against fire and radioactive fallout.
Pislik! Pislik! yangın ve radyoaktif serpintiye karşı.
No. Tube cleared. Fallout.
Yok. Tüp temiz. Dağılabilirsiniz.
Meet America's new Fallout Boy! Ladies and gentlemen.
Baylar bayanlar… Amerikanın yeni Radyoaktif Serpinti Çocuğuyla tanışın.
Winds spread radioactive fallout much further than expected.
Rüzgar radyoaktif serpintiyi beklenenden çok daha uzaklara taşıdı.
We were on our way to Edmonton, trying to outrun the fallout.
Edmontona gidiyoruz. Serpintiden kaçmaya çalışıyoruz.
From his botched raid. Five hundred miles away, Allan Pinkerton is dealing with the fallout.
Kilometre uzakta… Allan Pinkerton başarısız baskınının sonuçlarıyla yüzleşmek zorundaydı.
Results: 253, Time: 0.0683

Top dictionary queries

English - Turkish