FLUTTERING in Turkish translation

['flʌtəriŋ]
['flʌtəriŋ]
fırfırlı
frills
flounce
ruffs
kanat çırpan
flap
titremesi
trembling
to be shaking
kanat çırpıyor
flutters
flaps its wings

Examples of using Fluttering in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Sidewalk cafes… fleeting affairs. fluttering skirts.
Kaldırımlardaki kafeler, dalgalanan etekler, geçip giden ilişkiler.
Fleeting affairs. Sidewalk cafes… fluttering skirts.
Kaldırımlardaki kafeler, dalgalanan etekler, geçip giden ilişkiler.
Pages fluttering like bird's wings.
Sayfaları bir kuşun kanat çırpması gibi rüzgârda titriyordu.
Deeply into a love net. Seems the fluttering white snow falls.
Derin bir sevda tuzağına düşmüş gibi görünüyor. Titreyerek düşen beyaz kar.
Yes, it certainly was that fluttering man.
Evet, kesinlikle titreyen adam oydu.
Yes It was definitely that guy with the fluttering cravat.
Evet, kesinlikle titreyen adam oydu.
It's so warm and fluttering like a bird.
Sıcacık ve küçük bir kuş gibi çarpıyor.
Fleeting affairs. Sidewalk cafes… fluttering skirts.
Etekler, geçip giden ilişkiler.{ Y: i} Kaldırımlardaki kafeler, dalgalanan.
Sidewalk cafes, fluttering skirts, fleeting affairs.
Etekler, geçip giden ilişkiler.{ Y: i} Kaldırımlardaki kafeler, dalgalanan.
Sidewalk cafes… fleeting affairs. fluttering skirts.
Etekler, geçip giden ilişkiler.{ Y: i} Kaldırımlardaki kafeler, dalgalanan.
At first, he resents this noisy, fluttering nuisance, but eventually some deep instinct makes him realize dimly that he has to follow her.
Başta, bu gürültülü, çırpınan baş belasına içerliyor, fakat sonunda derin bir içgüdü belli belirsiz onu takip etmesi gerektiğini farkettiriyor.
Hold him!" cried everyone, and there was a rush at the fluttering white shirt which was now all that was visible of the stranger.
Tut onu!'' Herkes ağladı ve çırpınan beyaz gömlek bir acele vardı şimdi yabancının görünür olduğunu.
full of lacing fluttering dress, that is the reason.
tamamen dantelli,… fırfırlı elbise giyiyor, işte sebebi bu.
Fluttering over our heads from the Valley of Fear. Lord… we have heard the wings of the Angel of Death.
Tanrım…! Biz ölüm meleklerinin kanatlarının başlarımızın üzerinde… çırpınmalarını duyduk.
Then I heard this strange fluttering behind a door.
üç dakika gibi ardında çırpındığını duydum.
Fluttering down and the great love of her life… over her huge blue eyes… she whispered these immortal words:
Açılıp kapanıyordu… Soluk gözkapakları… ve hayatının büyük aşkı… bu ölümsüz kelimeleri… derin
I'm happy and was proud seeing our flag fluttering over the Azores Islands after our Armada's glorious victory over France's mercenaries.
Ben iyiyim. Donanmamızın, Fransız paralı askerlerine karşı kazandığı destansı zaferden sonra Azor adalarında, bayrağımızın dalgalandığını görünce çok gururlandım.
Old man, I would say that fluttering sound you hear is your check sprouting wings and flying away.
Dostum, sanırım o ses çekinin kanat çırparak, uçup gidişinin sesiydi.
Ahbakmu(아박무), Ivory clappers dance Bakjeopmu(박접무), fluttering butterfly wings dance Bonglaeui(봉래의), phoenix dance Cheoyongmu(처용무),
Ahbakmu( 아박무), Fildişi çan tokmakları dansı Bakjeopmu( 박접무), Kelebek çırpınması kanat dansı Bonglaeui( 봉래의),
Serious fluttering.
Ciddi titreme var.
Results: 613, Time: 0.0583

Top dictionary queries

English - Turkish