INCIDENTALLY in Turkish translation

[ˌinsi'dentəli]
[ˌinsi'dentəli]
tesadüfen
by chance
coincidentally
by accident
by coincidence
accidentally
casually
happened
just happened
stumbled
at random just
bu arada
call
this alley
these intermediate
in-between
this middle
sırası gelmişken

Examples of using Incidentally in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Incidentally, this coming 22nd is the seventh anniversary of Nui's passing.
Aklıma gelmişken, bu ayın 22si Nuinin yedinci ölüm yıldönümü.
Thank you. Incidentally, Jiggs.
Aklıma gelmişken Jiggs…- Teşekkürler.
Incidentally, Hitler chose the artwork for the exhibition himself.
Bu serginin eserlerini Hitler şahsen seçti.
Incidentally, you never told me… are you married?
Aklıma gelmişken, hiç anlatmadın, evli misin?
My wish has come true, incidentally, because you have met me and you are happy.
Aslında dileğim gerçek oldu. Çünkü benimle tanıştın ve mutlusun.
A Miss Eleanor Holbrook, you know her? Oh, incidentally, Jiggs.
Aklıma gelmişken Jiggs, Bayan Eleanor Holbrooku tanıdığını söylediler.
Incidentally, I have reasonable doubts.
Laf aramızda, makul şüphelerim de var.
Incidentally, you never told me.
Aklıma gelmişken, bana söylemedin.
Brian, incidentally, I saw your crew scattered all over the planet surface.
Brian, şans eseri mürettebatını gördüm… tüm gezegen yüzeyine dağılmışlardı.
Incidentally, don't tell anyone about this.
Kazara bundan kimseye bahsetmeyin.
And incidentally, it's bullshit.
Ve laf aramızda, bu bir palavradır.
Let's begin with the quarterstaff, which incidentally will require countless hours of vigorous training.
Değnekle başlayalım. Bunda ustalaşmak uzun bir eğitim gerektirecek.
Incidentally, I have also proven that Hell is real, and everyone goes there.
Yanlışlıkla, Cehennemin gerçek olup, herkesin oraya gidecek oluşunu da kanıtladım.
Incidentally, this is my buddy, Sandy.
Afedersin, bu benim en yakın arkadaşım, Sandy.
Incidentally, I like you in that outfit.
Aklımdayken, kıyafetin hoşuma gitti.
Incidentally, while Skylar was breaking up with Holden.
Tesadüf bu ki, Skylar Holdendan ayrıldığı sıralar.
Incidentally, darling, does Lurch seem troubled to you?
Sahi, aşkım, Lurch sana da biraz üzgün gözüktü mü?
Incidentally… mind telling me what keeps you in the city?
Aklıma gelmişken, neden şehirde kaldığını söyler misin?
Including, incidentally, New Orleans.
Bunlara New Orleans da dahildi.
Incidentally, Documentary Theater was born that day in the Prado.
Belgesel Tiyatro şans eseri de olsa o gün, orada doğmuştu.
Results: 502, Time: 0.0603

Top dictionary queries

English - Turkish