INCOMPATIBLE in Turkish translation

[ˌinkəm'pætəbl]
[ˌinkəm'pætəbl]
uyumsuz
harmony
fit
adapt
compliance
cohesion
match
adjustment
adjust
adaptation
harmonisation
zıt
opposite
opposing
toe-to-toe
contrasting
contradictory
incompatible
uyuşmayan
uyumlu
harmony
fit
adapt
compliance
cohesion
match
adjustment
adjust
adaptation
harmonisation
birbirleriyle bağdaşmayacak
bağdaşmaz
is incompatible with
uygun
appropriate
fit
suitable
proper
right
good
convenient
available
perfect
eligible

Examples of using Incompatible in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Lisa, lots of times two incompatible things can both be true.
Lisa, çoğu zaman iki çelişen şey de doğru olabilir.
Incompatible with the spring water.
Kaynak suyu ile uyuşmuyor.
Brain and binary vascular system incompatible.
Beyni ve ikinci damar sistemi uygun değil.
Brain and binary muscular system incompatible.
Beyni ve ikinci damar sistemi uygun değil.
Why?- Incompatible interface.
Neden? Ara yüz, birbirine uyumsuz.
End-to-end control. Completely incompatible with anything.
Baştan başa kontrol bizde ve tamamen hiçbir şeyle uyumlu değil.
Incompatible database driver's"%1" version: found version %2, expected version %3.
Veritabanı sürücüsünün''% 1'' sürümü uyumsuz:% 2 sürümü bulundu, oysa gereken sürüm% 3.
We design computer software to help companies in South American countries that use an incompatible software, so the computers can talk to each other.
Uyumsuz yazılım kullanan Güney Amerika ülkelerindeki şirketlere yardımcı olmak için bilgisayar yazılımları tasarlıyoruz. Böylece bilgisayarlar birbirleriyle konuşabiliyorlar.
See, holding two incompatible ideas in your head at the same time.
Kafanda aynı anda iki zıt fikrin olması.
The plugin'%1'uses incompatible Qt library.
Eklentisi uyumsuz Qt kitaplığı kullanıyor.
reviewers experienced incompatible apps.
gözden geçirenler uyuşmayan uygulamalar yaşadı.
And accepting both of them… See, holding two incompatible ideas in your head at the same time that's the best of being human.
Ve ikisini de kabul etmek… insan olmanın en iyi yanıdır. Kafanda aynı anda iki zıt fikrin olması.
Though the biologies are incompatible they finally found a way to combine human DNA with alien DNA.
Biyolojileri uyumsuz olmasına rağmen,… sonunda insan DNAsı ile uzaylı DNAsını birleştirmenin bir yolunu buldular.
Mr. Worf, your responsibilities as a Starfleet officer are incompatible with remaining on board a Klingon ship during a time of war.
Bay Worf, savaş sırasında, bir Klingon gemisinde olduğunuz sürece, Yıldız filosu subayı olarak sorumluluklarınız birbirleriyle bağdaşmayacak.
compare histories, things come out, cultural differences, incompatible time lines.
anılarımızı karşılaştıracağız her şey ortaya dökülecek kültürel farklılıklar, uyuşmayan zaman çizgileri.
GPSBabel is popular in the Geocaching community because it enables people with incompatible GPS units to share data.
Bu verileri paylaşmak için uyumsuz GPS birimleri insanlarla sağladığından GPSBabel Geocaching topluluklarında popülerdir.
The Islamic State is incompatible is democracy. with dictatorship because the foundation of Islam.
İslami Devlet diktatörlükle… bağdaşmaz çünkü İslamın temelinde demokrasi… vardır.
Mr. Worf, your responsibilities as an officer are incompatible with remaining on a Klingon ship during war.
Bay Worf, savaş sırasında, bir Klingon gemisinde olduğunuz sürece, bir subay olarak sorumluluklarınız birbirleriyle bağdaşmayacak.
Theoretical astrophysicist Ethan Siegel and nuclear physicist Peter Thieberger argue that the claims for the E-Cat are incompatible with the fundamentals of nuclear physics.
Teorik astrofizikçi Ethan Siegel ve nükleer fizikçi Peter Thieberger E-Cat iddialarının nükleer fiziğin temel prensiplerine uygun olmadığını savunmaktadırlar.
because it seemed incompatible with rotational invariance.
değişmezlik ile uyumsuz görünmüştür.
Results: 78, Time: 0.0604

Top dictionary queries

English - Turkish