KNOW-HOW in Turkish translation

['nəʊ-haʊ]
['nəʊ-haʊ]
bilgiye
information
knowledge
info
intel
data
intelligence
know
update
briefed
informed
becerin
skill
ability
proficiency
finesse
dexterity
the knack
resourcefulness
ingenuity
uzmanlığımla
expert
specialist
professional
master
pro
specialized
specialised
attending
qualified
adept
know-how
teknik
technical
technique
tech
engineering
technicality
polytechnic
bilgi
information
knowledge
info
intel
data
intelligence
know
update
briefed
informed
bilgisi
information
knowledge
info
intel
data
intelligence
know
update
briefed
informed

Examples of using Know-how in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We could use my capital and know-how to improve your claim and mine.
Benim birikimimi kullanabiliriz ve senin maden işlerini geliştirebiliriz.
My money, his know-how, your genius.
Benim param, onun işi bilmesi… ve senin dehan.
I may need some computer know-how.
Biraz bilgisayar tecrübesine ihtiyacım olabilir.
American know-how.
Amerikan işi.
In seven months, with her know-how? Something nasty?
Yedi ay içerisinde, bütün o bildikleriyle mi?
We will need a list of the people with that know-how.
Bize, bunu nasıl yapacağını bilen kişilerin bir listesi lazım.
Okay, Posey, let's see a little of that Apache know-how.
Pekala Posey, Apaçı bilgini görelim.
You have the experience and the know-how.
Tecrüben ve becerin var.
American… know-how.
Amerikalı… bildiğin gibi.
You have got the experience… the know-how, the contacts.
Tecrüben var, bağlantıların var.
Today, strength alone is not enough, you need know-how, too.
Bugün, beden gücü tek başına yeterli değil… iş bilgisi de gerekiyor.
Okay, Posey, let's see a little of that Apache know-how.
Pekala Posey, Apaçi bilgini görelim.
Okay, Posey, let's see a little of that Apache know-how.
Pekâlâ Posey, Apaçi bilgini görelim.
And what know-how.
Ve ne teknik bilgisi.
You need experience and know-how from all the years, like us.
Bizim gibi yılların tecrübesine ve bilgisine sahip olmalısınız.
They have got ambition, know-how, and they don't lose their bottle.
Onlar iş bitirici. Onlar hırslılar, bilgi sahibiler, ve cesaretlerini kaybetmezler.
But this anting opportunity requires more know-how.
Ancak bu fırsat daha fazla bilgi birikimi gerektiriyor.
Well, someone with some serious know-how.
Elinde ciddi veriler olan birisi nasıl yapılacağını bilir.
This team has a lot of heart and zero know-how.
Bu takım gönlünü verdi ama sıfır bilgisi var.
The removal of organs and abdominal mutilations means someone with anatomical or surgical know-how.
Organların çıkarılması ve karın bölgesindeki kesikler anatomik veya cerrahi bilgiye sahip biri olduğunu gösteriyor.
Results: 80, Time: 0.0459

Top dictionary queries

English - Turkish