MEDIATOR in Turkish translation

['miːdieitər]
['miːdieitər]
aracı
vehicle
car
tool
truck
van
vessel
instrument
device
middleman
craft
ara bulucu
mediator
bir şefaatçi
arabulucumuz
arabulucuyla

Examples of using Mediator in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The UN mediator, Matthew Nimetz,
Birleşmiş Milletler arabulucusu Matthew Nimetz,
UN mediator Matthew Nimetz(left)
BM arabulucusu Matthew Nimetz( solda)
The EU commissioner told reporters the Serbian authorities were ready to start talks with Holkeri as mediator.
AB komisyon üyesi gazetecilere verdiği demeçte, Sırp yetkililerin aracı olarak Holkeriyle görüşmelere başlamaya hazır olduğunu söyledi.
As mediator in the negotiations, the person chosen was the former head of the European Commission for help and development.
Görüşmelerde ara bulucu olarak, seçilen kişi Avrupa komisyonunu emekli başkanı yardım ve katkıları için.
Union mediator in the talks Robert Cooper said the agreement was"important for ordinary citizens.
Birliğin müzakerelerdeki arabulucusu Robert Cooper, anlaşmanın'' sıradan vatandaş'' için çok önemli olduğunu söyledi.
For a timely conclusion, leaders on both sides of divided Cyprus should build on progress made so far in reunification talks, the UN mediator said on Tuesday.
BM arabulucusu Salı günü yaptığı açıklamada, zamanında bir karar alınabilmesi için, bölünmüş Kıbrısın her iki kesiminin liderlerinin yeniden birleşme müzakerelerinde bugüne kadar kaydedilmiş ilerlemeyi sürdürmeleri gerektiğini söyledi.
Apart from Him, you have no protector neither mediator; will you not remember?
Sizin için Ondan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi! Artık düşünmeyecek misiniz?
UN mediator for the name dispute between Greece and Macedonia Matthew Nimetz(left) met with Macedonian
Yunanistan ile Makedonya arasındaki isim anlaşmazlığında görevli BM arabulucusu Matthew Nimetz( solda)
We will sit with the experts to work on a compromise," UN-appointed mediator Petr Ivantsov said.
BM tarafından atanan arabulucu Petr Ivantsov,'' Uzmanlarla oturup uzlaşma sağlamaya çalışacağız.'' dedi.
Decent progress" has been made in Belgrade-Pristina talks but agreements are only meaningful if they are actually implemented, EU mediator Robert Cooper tells SETimes.
AB arabulucusu Robert Cooper SETimesa verdiği demeçte, Belgrad-Priştine müzakerelerinde'' makul ilerleme'' kaydedilmekle birlikte, anlaşmaların ancak fiili şekilde uygulanmaları haline anlamlı olduğunu söyledi.
The event also served as another opportunity for Turkey to emphasise its growing role as a global power and international mediator.
Etkinlik, Türkiyeye küresel bir güç ve uluslararası arabulucu olarak büyüyen rolünü vurgulamak için bir fırsat daha verdi.
The Greek foreign minister will then leave for New York, for talks with the UN mediator for the Macedonia name issue, Matthew Nimetz.
Yunan dışişleri bakanı buradan Makedonyanın isim meselesindeki BM arabulucusu Matthew Nimetz ile yapacağı görüşme için New Yorka gidecek.
And the guy was completely biased against me. I agreed to sit down with a divorce mediator.
Boşanma arabulucusu ile görüşmeyi kabul ettim ama adam bana karşı önyargılıydı.
Despite objections from a surprised Greece that previous Macedonian governments had not raised these grievances, UN mediator Matthew Nimetz said that he would put them on the table.
Şaşırmış durumdaki Yunanistanın önceki Makedon hükümetlerinin bu mağduriyetleri gündeme getirmedikleri yönündeki itirazlarına karşın, BM arabulucusu Matthew Nimetz bunları masaya koyacağını söyledi.
the lack of compromise led EU Mediator Robert Cooper to cancel the meeting.
uzlaşma sağlanamaması yüzünden AB Arabulucusu Robert Cooper toplantıyı iptal etti.
Greek officials hinted earlier this year that Athens would accept the name"Republic of Northern Macedonia", as per a proposal the UN mediator tabled in October 2008.
Yunan yetkililer bu yılın başlarında, BM arabulucusunun Ekim 2008de masaya koyduğu öneri uyarınca Atinanın'' Kuzey Makedonya Cumhuriyeti'' adını kabul edebileceklerini ima ettiler.
The Virgin Mary is a mediatrix, mediator between day and night, between God and man,"mediatrix inter deum et hominem.
Bakire Meryem bir arabulucu kadındı, gün ve gecenin arabulucusuydu,‘ Tanrı ve insan arasında arabulucuydu, mediatrix inter deum et hominem.
Apart from Him, you have no protector neither mediator; will you not remember?
Ondan başka ne bir dost ne de bir şefaatçınız vardır. Artık düşünüp öğüt almaz mısınız?
To be lurking at the scene of his murder, yes? It's highly unlikely for Ash's divorce mediator.
Ashin boşanma arabulucusunun suç mahalinde dolaşması pek muhtemel değil değil mi?
The mediator, our partners and allies in EU
Arabulucu, ortaklarımız ve AB
Results: 77, Time: 0.0795

Top dictionary queries

English - Turkish