RADICALLY in Turkish translation

['rædikli]
['rædikli]
kökten
radically
fundamental
root
P-A-E-N
attunement
tamamen
completely
totally
all
entirely
fully
perfectly
absolutely
whole
purely
quite
radikal
radical
extremist
rad
hardline
hard-line
extremism
kökünden
root
stem
radical
origin
temelden
basic
fundamental
main
base
essential
ground
elementary
primary
core
foundation
köklü
root
stem
radical
origin
şekilde
shape
form
way
pattern
how
the manner
mold
can
fashioned

Examples of using Radically in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Is that what made your articles change so radically?
Makalelerini bu kadar köklü bir biçimde değiştiren bu mudur?
And moved radically, as if lost or.
Keskin hareketlerle ilerlemiş, sanki kaybolmuş ya da.
It's a radically different situation.
Bu tamamıyla farklı bir durum.
Growing my beard, radically changing my work, abandoning the characters.
Sakal bırakmak, işimi radikal biçimde değiştirmek, karakterleri terk etmek.
We need to radically rethink our view of intelligence.
Zeka algımızı köklü bir şekilde yeniden düşünmeye ihtiyacımız var.
Changing your life radically.
Hayatını kökten değiştir.
I changed my life radically.
Hayatımı kökten değiştirdim.
But by 2008, Mourinho had changed radically.
Fakat 2008de Mourinho büyük bir değişim yaşadı.
Things may have changed too radically.
İşler çok radikal olarak değişmiş olabilir.
Not radically younger.
Radikal olarak genç değiller.
Believe me… Things will change radically soon.
Yakında büyük değişiklikler olacak. İnan bana.
Something made Venus diverge radically from the history of the Earth.
Bir şey Venüsü kökten bir şekilde, Dünyanın tarihinden farklılaşmaya götürdü.
Things will change radically soon.
Yakında büyük değişiklikler olacak.
But those worlds were radically different.
Fakat bu dünyalar radikal bir biçimde farklı.
With his checking accounts inflating and deflating radically over that same period of time.
Aynı zaman diliminde vadesiz hesabı da radikal biçimde şişip sönerken.
The movie studios introduced sound films… and radically reshaped moviemaking.
Film stüdyoları sesli filmleri tanıştırdılar… ve radikal biçimde film yapımını yeniden şekillendirdiler.
Yes, but the situation has changed radically.
Evet, ama durum tümüyle değişti artık.
Mr Yuan's appearance has changed radically.
Efendi Yuanın dış görünüşü tamamıyla değişmiş.
Two single women… radically different.
İki yalnız kadın… tamamıyla farklılar.
The fortunes of Pakistan have changed radically. In the time that he's been President.
Onun başkanlık döneminde Pakistan çok büyük değişimler yaşamıştır.
Results: 154, Time: 0.0729

Top dictionary queries

English - Turkish