RECKLESSNESS in Turkish translation

['rekləsnəs]
['rekləsnəs]
pervasızlık
dikkatsizlik
attention
watch
careful
look out
care
caution
beware
notice
note
focus
düşüncesizliğin
thought
the thought
idea
notion
contemplation
mindset
sentiment
tedbirsizlik
precaution
measure
discretion
safe
precautionary
foresight
safeguard
prudence
pervasızlığını
pervasızlığı
pervasızlığın
kullaným
umursamazlık
care

Examples of using Recklessness in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The lives of your colleagues Your recklessness endangered.
Senin pervasızlığın tehlikede… meslektaşlarınızın hayatları.
The recklessness. Now I see the likeness, intelligence, the face.
Yüzündeki zekâyı, Şimdi benzerliği, pervasızlığı gördüm.
Panic. Recklessness! Worry.
Tehlike! Dikkatsizlik! Panik.
Panic. Catastrophe. Speed! Worry. Recklessness! Danger!
Tehlike! Dikkatsizlik! Panik. Felaket. Endişe. Hız!
But daring can also sometimes be called recklessness.
Ama cesur hareketler de bazen dikkatsizlik olarak tanımlanabilir.
Because I wouldn't try to control his recklessness.
Çünkü onun tedbirsizliğini kontrol altına almaya çalışmıyordum.
Your school's recklessness nearly killed my son.
Okulunuzun dikkatsizliği neredeyse oğlumu öldürüyordu.
You're not seriously continuing to blame me for your recklessness?
Cidden senin dikkatsizliğin için beni suçlamaya devam mı edeceksin?
I believe in higher reality, I believe in recklessness of great men.
Büyük insanların pervasızlığına inanırım. Ben daha yüce gerçekliğe inanırım.
I believe in recklessness of great men. I believe in higher reality.
Büyük insanların pervasızlığına inanırım. Ben daha yüce gerçekliğe inanırım.
The third time… my recklessness cost the life of a fellow agent.
Benim düşüncesizliğim bir ajanın hayatına mal oldu. Üçüncüye.
My recklessness helped catch the witness.
Benim pervasızlığım tanığın yakalanmasına yardımcı oldu.
The lives of your colleagues. Your recklessness endangered.
Pervasızlığınız meslektaşlarınızın… hayatlarını tehlikeye atıyor.
My recklessness helped catch the witness.
Benim pervasızlığım tanığın yakalanmasına yardım etti.
Your recklessness endangered… the lives of your colleagues.
Pervasızlığınız meslektaşlarınızın… hayatlarını tehlikeye atıyor.
The entire world hates recklessness.
Bütün dünya pervasızlıktan nefret eder.
Someone who's afraid Ross's recklessness would bring them down too.
Rossun pervasızlığından korkmuş olan birisi onları aşağıya da getirmiş olabilir.
These so-called freaks are the product of genomex's recklessness.
Şu sözde ucubeler Genome Xin pervasızlığının ürünüdür.
I believe in the recklessness of great men.
Büyük insanların pervasızlığına inanırım.
I have never seen such recklessness!
Hiç böyle bir umursamazlık görmemiştim!
Results: 80, Time: 0.0552

Top dictionary queries

English - Turkish