ROAM in Turkish translation

[rəʊm]
[rəʊm]
dolaşıp
ki
doo
mi
dolaştığı
around
travel
go around
wandering
to wander
walking
strolling
to roam
loitering
gezin
navigating
walk around
hovering
strolling
you to wander
dawdllng
gezen
traveling
walking
roaming
running
wandering
skittering
walketh
aylak
idle
bum
drifter
hobo
loafer
walkers
vagrant
nor vagabonds
of a mooch
roam
dolaşan
ki
doo
mi
dolaşın
ki
doo
mi
dolaşmasına
around
travel
go around
wandering
to wander
walking
strolling
to roam
loitering
dolaşmalarına
around
travel
go around
wandering
to wander
walking
strolling
to roam
loitering
dolaşmak
around
travel
go around
wandering
to wander
walking
strolling
to roam
loitering

Examples of using Roam in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I'm surprised they let her roam the streets.
Sokaklarda dolaşmasına izin vermelerine şaşırdım.
I would be happy to let them roam free if it wasn't for the competition.
Yarışma olmasaydı serbestçe dolaşmalarına seve seve izin verirdim.
For monsters roam in Albion.
Canavarlar albion dolaşıyor için.
Tell them,"Roam the earth and see how He originated creation.
De ki:'' Yeryüzünde dolaşın da yaratılışın nasıl başladığına bir bakın.
Why do they let him roam freely?
Öyle serbestçe dolaşmasına neden izin verdiler ki?
When coming home don't take too long for monsters roam in Albion.
Eve ne zaman döneceksin. Çok uzun almayın. Canavarlar albion dolaşıyor için.
Father wouldn't let them roam this close to dark.
Karanlık bu kadar çökmüşken babam dolaşmalarına izin vermez.
We poor monks roam the world for love of others.
Biz ruhlar uğruna dünyayı dolaşmak fakir rahipler vardır.
Tell them,"Roam the earth and see how He originated creation.
Yeryüzünde gezip dolaşın da, Allah ilk baştan nasıl yaratmış bir bakın.
Ever let the fancy roam.
Fantezi dolaşmasına izin ver.
When coming home, don't take too long for monsters roam in Albion.
Eve gelirken, çok uzun yapmayız. Canavarlar albion dolaşıyor için.
To dark. Father wouldn't let them roam this close.
Karanlık bu kadar çökmüşken babam dolaşmalarına izin vermez.
I thought you wanted to be a warrior, roam the world like a man.
Bir savaşçı olmak istediğini… bir erkek gibi dünyayı dolaşmak istediğini sanıyordum.
You want to let that thing roam free?
O şeyin serbestçe dolaşmasına izin mi vermek istiyorsun?
Tell them,"Roam the earth and see how He originated creation.
De ki,'' Yeryüzünü dolaşın ve yaratılışın nasıl başladığını görün.
Spirits roam the earth tonight.
Ruhlar bu gece yeryüzünde dolaşıyor.
They let all sorts of people roam the streets these days.
Günümüzde her türlü insanın sokakta dolaşmasına izin veriyorlar.
Four horses roam the pasture.
Dört at merayı dolaşıyor.
Roam around the Fiori and Berlingieri neighborhoods, the Savastanos can't be let out.
Fiori ve Berlingieri mahallelerinin etraflarında dolaşın.
We can't let terrorists roam free just'cause their daddies have a ten handicap.
Babaları iyi golf oynuyor diye teröristlerin serbestçe dolaşmasına izin veremeyiz.
Results: 182, Time: 0.077

Top dictionary queries

English - Turkish