SERVITUDE in Turkish translation

['s3ːvitjuːd]
['s3ːvitjuːd]
kölelik
slave
servant
into slavery
hizmet
service
serve
servant
utility
esaret
bondage
captivity
slavery
of servitude
enslavement
köleliğe
slave
servant
into slavery
hizmete
service
serve
servant
utility

Examples of using Servitude in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
He thinks that any man that would allow this to happen in the name of servitude to a king is a jackass, and I do wonder
Krala kölelik adına böyle bir şeyin olmasına izin veren adamın pislik olduğunu düşünüyor
Forms of forced labour can include domestic servitude, agricultural labour, sweatshop factory laboir,
Zorla şekilleri arasında yerel kölelik, tarım işçiliği, kötü çalışma şartlarına sahip fabrika
If you were me, would you sit still and watch as your children are forced… to live a life of irrelevance and servitude?
Yerimde olsan, çocuklarının bihaber ve esaret hayatı yaşamaları için zorlandığını oturup izler miydin?
wanted to have lunch, not sign up for indentured servitude.
istersen öğle yemeğine çıkarmaya geldim, kölelik sözleşmesi imzalamaya değil.
He is the one who has promised us pain and servitude for a million years.
Diğer yandan bize bir milyon yıl boyunca acı ve esaret sözü veren de kendisi.
To a lifetime of servitude in your name while you roam free? Can you condemn an innocent man, a friend?
Masum bir adamı, bir arkadaşını, sen özgürce dolaşırken… senin adına ömür boyu köleliğe mahkum edebilir misin?
Can you condemn an innocent man, a friend, to a lifetime of servitude in your name while you roam free?
Masum bir adamı, bir arkadaşını, sen özgürce dolaşırken… senin adına ömür boyu köleliğe mahkum edebilir misin?
She's finally cast off the shackles of domestic servitude and realised her potential as an independent woman.
Sonunda ev köleliği zincirlerini kırdı ve zeki ve özgür bir kadın olarak potansiyelinin farkına vardı.
To a lifetime of servitude in your name while you roam free? Can you condemn an innocent man, a friend?
Masum bir adamı, bir arkadaşını, sen aylak aylak dolaşırken… onu senin adına hayat boyu kölelik yapmaya mahkum edebilir misin?
Can you condemn an innocent man, a friend, to a lifetime of servitude in your name while you roam free?
Masum bir adamı, bir arkadaşını, sen aylak aylak dolaşırken… onu senin adına hayat boyu kölelik yapmaya mahkum edebilir misin?
only clean and shine, but also declare my eternal servitude and dedication to the one I love.
tüm diğer hizmetli afrodizyakları… sadece temizlemek ve parlatmak için değil aynı zamanda sonsuz köleliğimi bildirmek ve sevdiğime adanmışlığımı ispat etmek için.
Indentured servitude.
Sözleşmeli hizmet diyorsun.
Just a life of servitude.
Sadece kölelik hayatı.
His arrogance, our awful servitude.
Onun kibri, bizim köleliğimiz.
Sheri saved these women from servitude.
Sheri bu kadınları esaretten kurtardı.
This is a better form of servitude.
Bu köleliğin daha iyi olanı.
They lived lives of servitude and pain.
Acı ve esaret içinde.
For others, a life of servitude.
Başkaları için ise kölelikle dolu bir hayat.
Have I accidentally agreed to indentured servitude?
Yoksa yanlışlıkla köleliği mi kabul ettim?
Certainly better than the clothes of indentured servitude.
Sözleşmeli esaret kıyafetlerinden kesinlikle daha iyi.
Results: 294, Time: 0.073

Top dictionary queries

English - Turkish