THEIR RULES in Turkish translation

[ðeər ruːlz]
[ðeər ruːlz]
onların kuralları
that rule
onların kurallarına
that rule
onlarin kurallarina

Examples of using Their rules in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The nuns have their rules.
Rahibelerin kendi kuralları var;
Their rules don't apply anymore, Dean, okay? No, I can't tell you!
Artık onların kuralları geçerli değil, Dean. Hayır, anlatamam!
No, I can't tell you! Their rules don't apply anymore, Dean,!
Artık onların kuralları geçerli değil, Dean. Hayır, anlatamam!
Got to face the wall, follow their rules, read their books…- John, enough!
Uyum göstermelisin, onların kurallarına uy, kitaplarını oku… -Yeter artık John!
But while you're training to be a boxer, I want you to follow their rules. You can, when you're in competition.
Rekabet halindeyken yapabilirsiniz, ama boksör olmak için eğitim alırken, onların kurallarına uymanı istiyorum.
Representing America. And above all, remember, we have got to play by their rules.
En önemlisi onların kurallarına göre oynayacağız. Amerikayı temsil eden bir elcisin.
the role of institutions and their rules" and rule not only by the laws,
kurumların rolüne ve kurallarına güvenmeye'' ve sadece halkı yasalara göre değil, aynı zamanda'' ahlak
But their rule is not as strict.
Lakin onların kuralları sıkı değil.
Their rule is you have got to have a script of at Least 150 pages.
Ve yine onların kuralına göre bir senaryo en az 150 sayfadan oluşmalı.
Despite the bakufu's best efforts to freeze the four classes of society in place, during their rule villagers had begun to lease land out to other farmers,
Toplumdaki mevcut dört sınıf ayrımını engellemeye çalışan bakufunun çabalarına rağmen onların hükmettiği sürede köylüler topraklarını diğer çiftçilere kiralamaya başlamış
Screw their rules.
Salla kuralları.
We followed their rules.
Kurallarına da uyduk.
Maybe their rules are changing.
Belki kurallari degistiriyor.
Just play by their rules.
Sadece onların kurallarıyla oyna.
Maybe their rules are changing.
Belki kuralları değiştiriyor.
You have broken their rules.
Kendi kurallarını çiğnedin.
Let's break their rules.
Hadi kurallarını yıkalım.
They have their rules.
Kendi kendilerine acayip kurallar koymuşlar.
The nuns have their rules.
Rahibelerin kuralları vardır.
If I play by their rules.
Onların kurallarıyla oynarsam.
Results: 988, Time: 0.0437

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish