TROUBLEMAKERS in Turkish translation

['trʌblmeikəz]
['trʌblmeikəz]
baş belaları
sorun çıkaranları
başbelası
troublemaker
trouble
pest
nuisance
fuckup
a pain in the ass
badass
a pain
are goddamn christy turlington
başbelaları
troublemakers
uh
başbelârının
troublemakers
baş belalarını
baş belalarından

Examples of using Troublemakers in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Madam, your children are no more than a pair of ill-bred troublemakers.
Hanım efendi, çocuklarınız bir çift terbiyesiz baş belasından başka bir şey değil.
they will want the troublemakers out in the open.
Hamle yaptıklarında baş belalarının.
This is your fault.- You troublemakers.
Bu senin suçun.- Sizi başbelaları.
Have we met all the troublemakers yet?
Bütün sorun çıkaranlarla görüştük mü?
Troublemakers that'swhatwe are¶.
Sorun yaratanlar olduğumuzşeybudur.
Take the troublemakers to the back.
Bela çıkaranları arka tarafa götür.
So you allow troublemakers to speak out?
Sorun çıkaranların konuşmasına izin mi veriyorsunuz?
I heard that my friends needed a hand with some troublemakers over here.
Buradaki belalılar için arkadaşımın yardıma ihtiyacı olduğunu duydum.
What kind of troublemakers?
Ne tür sorun yaratıcılar?
Traitors, troublemakers and ambassadors all tucked snugly in their little beds.
Hainler, bıçkınlar ve büyükelçiler minik yataklarında uyukluyorlar.
Get out. We don't want no troublemakers.
Defol. Sorun çıkaran kimse istemiyoruz.
We don't want no troublemakers.- Get out.
Defol. Sorun çıkaran kimse istemiyoruz.
Some rich troublemakers got sent to Swiss boarding school.
Bazı zengin sorunlular İsviçre yatılı okuluna gönderildi.
Yeah, they're rounding up the troublemakers.
Çıkaranları toparlıyorlar. Evet, sorun.
Troublemakers like Yeom Sang-su. The media is calling us crazy guard dogs" that protect.
Yeom Sang-su gibi belalıları koruyan Basın bize deli bekçi köpekler'' diyor.
Just a minute… You're one of those troublemakers.
Sen şu sorun çıkaranlardan birisin değil mi?- Bir dakika.
And troublemakers.
Ve sorun çıkaranlar.
Then we must find these troublemakers and arrest them.
O zaman bu fitnecileri bulup, tutuklamamız gerek.
Then we must find these troublemakers and arrest them.
Öyleyse bu fitnecileri bulup… içeri tıkarız biz de.
Troublemakers and arrest them. Then we must find these.
O zaman bu fitnecileri bulup, tutuklamamız gerek.
Results: 81, Time: 0.0618

Top dictionary queries

English - Turkish