Examples of using
Uncertainties
in English and their translations into Turkish
{-}
Colloquial
Ecclesiastic
Ecclesiastic
Computer
Programming
Eren's Titan power has a multitude of uncertainties and unknown elements. What is it?
Erenin dev gücü çok sayıda belirsizlik ve bilinmezle dolu. Nedir?
the agreement was signed, and the country's institutions have demonstrated the capacity to absorb the shifts and uncertainties that accompany political change.
iktidara geldiği ülkede kurumlar, siyasi değişimin getirdiği sapmalar ve belirsizlikleri bertaraf edecek kapasitede olduklarını gösterdiler.
Uncertainties in the physical assumptions used to determine these distances have caused varying estimates of the Hubble constant.
Fiziksel varsayımlardaki belirsizlikler, Hubble sabitinin değişen tahminlerine neden olan aralıkları belirlemeyi kullanırlar.
And undaunted dedication to one another. between two people with open hearts are no match for the love A reminder that life's hardships and uncertainties.
Hayattaki zorlukların ve belirsizliklerin birbirlerine kalbini açan ve kendilerini… birbirine adayan iki insanın sevgisine mani olmayacağını görüyoruz.
then there are uncertainties over energy costs, which can be very volatile.
Enerji giderleri konusunda belirsizlik var. Bu masraf çok dengesiz olabiliyor.
thus disturbing the electron and producing the quantum mechanical uncertainties in its position.
pozisyonuna bağlı olarak kuantum mekaniksel belirsizlikleri bulmak buna örneklerdir.
local elections in Bulgaria, there are still many uncertainties, including the date they will take place.
yaklaşık dört ay varken, seçim tarihi de dahil olmak üzere bir çok konuda hala belirsizlikler suruyor.
A reminder that life's hardships and uncertainties are no match for a truly special union,
Hayattaki zorlukların ve belirsizliklerin birbirlerine kalbini açan ve kendilerini… birbirine adayan
In the 1980s, charge-coupled devices(CCDs) replaced photographic plates and reduced optical uncertainties to one milliarcsecond.
Lerde CCD kameraların fotografik levhaların yerine geçmesiyle optik belirsizlik açısal saniyenin milyarda birine kadar azaltılabildi.
Planning of the campus began in 1989 and was completed in 1994 due to cuts and uncertainties whether a national research centre could be successfully integrated with a university.
Yerleske planlaması 1989da başlamış; finansal kesinti ve bir ulusal araştırma merkezinin bir üniversite ile entegrasyonu durumunun getirdiği belirsizlikler sebebiyle ancak 1994te tamamlanmıştır.
Are no match for the love and undaunted dedication to one another. A reminder that life's hardships and uncertainties between two people with open hearts.
Hayattaki zorlukların ve belirsizliklerin birbirlerine kalbini açan ve kendilerini… birbirine adayan iki insanın sevgisine mani olmayacağını görüyoruz.
Human events entail too many variables, too many uncertainties, to make scientific statements about our future.
İnsani olgular, geleceğimiz hakkında bilimsel yargılara varılamayacak kadar fazla değişken ve belirsizlik içerir.
There are also significant uncertainties in calculating the orbits of the planets over the next 5-6.5 billion years, so the fate of Earth is not well-understood.
Önümüzdeki 5-6 milyarlık zaman dilimindeki gezegenlerin yörüngelerini hesaplarken önemli belirsizlikler bulunmaktadır, yani Dünyanın kaderi iyi anlaşılmış değildir.
analysis of risks and uncertainties can be significantly simplified.
risklerin ve belirsizliklerin modellemesi ve analizi önemli ölçüde basitleştirilebilir.
in the European and Euro-Atlantic integration of the Western Balkan countries is key for avoiding potential prolonged instabilities and uncertainties," they added.
Avrupa-Atlantik entegrasyonunda sabit bir ilerleme kaydedilmesi, potansiyel uzun süreli istikrarsızlıkların ve belirsizliklerin önlenmesinde kilit önem taşımaktadır.'' diye ekledi.
Opposition parties have also expressed concern that uncertainties over the timeframe of the status talks could lead to an open-ended postponement of the elections.
Muhalefet partileri de, statü müzakerelerinin takvimi konusundaki belirsizliğin seçimlerin ucu açık şekilde ertelenmesine yol açabileceği konusundaki endişelerini dile getirdiler.
To allow for track or forecast uncertainties, usually several model runs with varying input parameters are generated to create a map of MOMs,
Tahmin belirsizliklerini kaldırmak içim, genellikle çeşitli modeller değişken girdi parametreleriyle MOMs, yani Maximum of Maximums,
Despite these uncertainties, scientists have written their own version of the greatest story ever told.
Bu belirsizliklere karşın, biliminsanları'' anlatılmış en büyük hikayenin'' kendi versiyonlarını yazdılar.
Perhaps a better approach would be to embrace life's uncertainties and take a few risks?
Belki de daha iyi olan yaklaşım hayatın belirsizliklerini benimsemek ve biraz risk almaktır?
Too many uncertainties, Human events entail too many variables, to make scientific statements about our future.
İnsan olayları, geleceğimiz hakkında bilimsel açıklamalar yapabilmek için çok fazla değişkene ve belirsizliğe yol açıyor.
Turkce
Български
Deutsch
Ελληνικά
عربى
বাংলা
Český
Dansk
Español
Suomi
Français
עִברִית
हिंदी
Hrvatski
Magyar
Bahasa indonesia
Italiano
日本語
Қазақ
한국어
മലയാളം
मराठी
Bahasa malay
Nederlands
Norsk
Polski
Português
Română
Русский
Slovenský
Slovenski
Српски
Svenska
தமிழ்
తెలుగు
ไทย
Tagalog
Українська
اردو
Tiếng việt
中文