WAS FINDING in Turkish translation

[wɒz 'faindiŋ]
[wɒz 'faindiŋ]
bulmaktı
to find
thence

Examples of using Was finding in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Was finding myself buried in an impenetrable tomb. The worst part of my resurrection.
Dirilmemin en kötü yanı, kendimi aşılmaz bir mezarda bulmamdı.
The worst part of my resurrection was finding myself buried in an impenetrable tomb.
Dirilmemin en kötü yanı, kendimi aşılmaz bir mezarda bulmamdı.
But her real skill was finding loopholes in tax regimes.
Fakat onun gerçek becerisi, vergi mevzuatlarında boşlukları bulmak dı.
The only thing that made our lives fulfilling was finding hobbies.
Hayatlarımızı tatmin eden tek şey hobilerimizi bulmak.
Elaine's last domestic problem was finding her husband cut into small pieces.
Elainein en son ailevi sorunu… kocasının paramparça olduğunu öğrenmekti.
The next challenge was finding Pete's Bi-Plane.
Sonraki görev, Petein çift kanatlı uçağını bulmak.
And you were finding calm. You saw that I was finding happiness.
Gördün ki ben mutlu olmaya başladım… sen de huzur bulmaya.
In the desert, all you cared about was finding Appa, and now it's like you don't care about him at all.
Çöldeyken tek ilgilendiğin şey Appayı bulmaktı. Fakat şimdi umurunda değilmiş gibi davranıyorsun.
The youth in Hong Kong was finding its voice… rebelling against the status quo, and Chang Che realized that.
Sesini buluyor, statükoya karşı isyan ediyor… ve chang che bunu fark etti. Hong Kongda, tıpkı Birleşik Devletler ve Avrupadaki gibi.
Yes, but I think that the revised goal that we talked about was finding a position for Jack McDermott, not for Jesus Christ.
Evet ama sanırım bizim bahsettiğimiz hedef… Jack McDermott için bir yer bulmaktı İsa için değil.
Because all I cared about was finding Georgie. It started growing the day that I made you go down to the Barrens.
Bu lanet, hepinizin içindeki şey… sizi Çorak Topraklara zorla götürdüğüm gün büyümeye başladı… çünkü tek önemsediğim Georgieyi bulmaktı.
It started growing the day because all I cared about was finding Georgie. that I made you go down to the Barrens.
Bu lanet, hepinizin içindeki şey… sizi Çorak Topraklara zorla götürdüğüm gün büyümeye başladı… çünkü tek önemsediğim Georgieyi bulmaktı.
It started growing the day that I made you go down to the Barrens… because all I cared about was finding Georgie.
Bu lanet, hepinizin içindeki şey… sizi Çorak Topraklara zorla götürdüğüm gün büyümeye başladı… çünkü tek önemsediğim Georgieyi bulmaktı.
That I made you go down to the Barrens because all I cared about was finding Georgie. It started growing the day.
Bu lanet, hepinizin içindeki şey… sizi Çorak Topraklara zorla götürdüğüm gün büyümeye başladı… çünkü tek önemsediğim Georgieyi bulmaktı.
Because all I cared about was finding Georgie. that I made you go down to the Barrens It started growing the day.
Bu lanet, hepinizin içindeki şey… sizi Çorak Topraklara zorla götürdüğüm gün büyümeye başladı… çünkü tek önemsediğim Georgieyi bulmaktı.
That's all I was doing, was… was… was finding proof that you were in a silver dress, which you were not.
Tüm yaptığım buydu. Tüm yaptığım… gümüş bir elbise giydiğine dair kanıt bulmaktı ki giymiyormuşsun.
was get a G.E.D., and the next step was finding a job.
bir sonraki adım ise iş bulmaktı.
All William Bell ever cared about was finding a way to increase the power and the wealth and the legend of William Bell.
William Bellin tek amacı kendi efsanesini gücünü ve servetini büyütmenin bir yolunu bulmak.
So you're saying that through the book, Gideon was finding a way of judging himself?
Yani kitaba göre Gideonun kendini yargıyacak bir yol bulduğunu mu söylüyorsunuz?
While they were out talking to Jaynie Hansen's crazy dad, I was finding the cheerleading coach's body all mangled in the wood shop.
Onlar Jaynie Hansenin deli babasına gittikleri sırada ben amigo kızların koçunu odun atölyesinde mengene edilmiş halde buldum.
Results: 58, Time: 0.0474

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish