WE SHARED in Turkish translation

[wiː ʃeəd]
[wiː ʃeəd]
paylaştık
to share
to split
ortak
partner
common
joint
mutual
associate
mate
collective
pardner
communal
corporate
bölüştük
split
share it
paylaştığımız
to share
to split
paylaşmıştık
to share
to split
paylaştığımızı
to share
to split
onlarla aynı
that same
she's just

Examples of using We shared in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We shared a bottle together.
Birlikte bir şişeyi paylaşmıştık.
I want everyone to know how wonderful he was. What we shared.
Herkesin, onun ne kadar mükemmel olduğunu ve neler paylaştığımızı bilmesini istiyorum.
For years, I thought we shared this secret.
Yıllarca bu sırrı paylaştığımızı sanıyordum.
We shared an assistant. Sure.
Elbette. Bir asistanı paylaşmıştık.
I knew we shared the same dream.
Aynı rüyayı paylaştığımızı biliyordum.
Yes, we shared a lab together.
Evet, bir laboratuvarı paylaşmıştık.
I thought we shared a moment.
Bir anı paylaştığımızı sanıyordum.
We shared a cab.
Taksi paylaşmıştık.
And we shared a box of Mike and Ikes.
Ve bir kutu Mike ve Ikes paylaşmıştık.
I thought we shared everything.
Her şeyi paylaştığımızı sanıyordum.
We shared an apartment in Cambridge.
Cambridgede bir daireyi paylaşmıştık.
Such long time… Since we shared the sad fate of foundlings.
Terk edilen bebeklerin üzücü kaderini paylaşmamızdan beri, uzun zaman geçti.
We shared the same blood, Dastan.
Aynı kanı paylaşıyorduk, Dastan.
If we shared our lives together why didn't we share our lives?
Eğer hayatlarımızı beraber paylaştıysak neden hayatlarımızı paylaşmadık?.
We shared everything. Not her boyfriend. Because he's my brother.
Arkadaşımla erkek arkadaş dışında her şeyi paylaşırız ve sevgilisi erkek kardeşim olduğu için o da.
Remember the days we shared a bread.
Bir ekmeği bölüştüğümüz günleri hatırla.
We talked, we shared, we laughed, but then it stopped.
Konuşurduk, paylaştırdık, gülerdik ama sonra hepsi kesildi.
We shared everything because we were married.
Her şeyimizi paylaşırdık çünkü evliydik.
We shared some geography 30 years ago.
Aynı coğrafyayı paylaşmış yabancılardık. 30 sene önce.
Turns out, we shared a similar view about what was going on in the country.
Benzer görüşleri paylaşıyormuşuz. farkettik ki, ülkede neler olduğuyla ilgili.
Results: 449, Time: 0.0545

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish