WE TRACED in Turkish translation

[wiː treist]
[wiː treist]
takip ettik
to follow
to track
to pursue
to monitor
to trace
chasing
stalking
pursuit
watch
to keep tabs
izledik
watch
to see
follow
to monitor
to observe
to trace
track
izini bulduk

Examples of using We traced in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
so we traced the money.
bu yüzden parayı izledik.
Well, sir, you see, we traced the gun.
Şey, efendim, görüyorsunuz, tabancanın izini sürdük.
We traced a call giving the kill order on Rip. Okay, bring it in.
Ripi öldürme emrinin verildiği… aramayı takip ettik. Tamam, getirin.
We traced phone calls to Dragan from Virginia Beach.
Virginia Sahilinden, Dragana yapılan aramaları izledik.
We traced money from Silk Road to your computer, Robbie.
İpek Yolundan sizin bilgisayarınıza paranın izini sürdük, Robbie.
Yo, sergeant Munch, we traced the car to Inwood Hill park.
Hey, komiser yardımcısı Munch, Inwood Hill parka kadar arabayı takip ettik.
We traced one the transistors back to Grey Industries.
Transistörlerden birini, Grey Endüstrilerine kadar izledik.
We can't see what he did in return but we traced the call Weber heard.
Karşılığında ne yaptığını çözemiyoruz ama Weberin kulak misafiri olduğu aramanın izini sürdük.
We traced the car to Inwood Hill park. Yo, sergeant Munch.
Hey, komiser yardımcısı Munch, Inwood Hill parka kadar arabayı takip ettik.
We traced the call to a conference room in his New York office.
Aramayı New York ofisindeki konferans odasına kadar izledik.
We traced a phone call.
Bir telefon konuşmasının izini sürdük.
We traced this text to your phone, Mason.
Telefonunda ki bu mesajı takip ettik, Mason.
We traced the computer that set up Jake's false profile.
Jakein sahte profilinin yapıldığı o bilgisayarın izini sürdük.
We traced him from the fire back to his father's office.
Yangın alanından babasının ofisine kadar onun izini sürdük.
We're investigating a murder, and we traced the weapon back to you.
Bir cinayeti araştırıyoruz ve silahın size kadar izini sürdük.
We traced the call you made to Henry's phone.
Henrynin telefonuna yaptığınız aramanın izini sürdük.
Hmm. License plate was destroyed, but we traced the VIN number on the van.
Araba plakası mahvolmuş ama minibüsün üstündeki VIN numarasının izini sürdük. Hmm.
From there, we traced the spores to their point of origin.
Oradan itibaren sporların kaynaklarına kadar izlerini sürdük.
We traced the call. And?
Sonra? Telefonun izini sürmüşler.
And? We traced the call.
Sonra? Telefonun izini sürmüşler.
Results: 121, Time: 0.0524

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish