WERE COVERED in Turkish translation

[w3ːr 'kʌvəd]
[w3ːr 'kʌvəd]
kaplıydı
grab
get
pot
containers
take
pick up
the beaker
snag
kapladığımızda
covering
take
kapalıydı
was closed
was off
were shut
was covered
are sealed
turned off
üstü
upper
top
high
superior
senior
upstairs
supreme
bürünmüş gibidir
örttü
to cover
bügünkünün

Examples of using Were covered in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Your arms were covered, your face was muddied, but this area.
Kollarınız kapalıydı. Yüzünüzde çamur vardı ama bu bölge görünüyordu.
The walls were covered with wallpaper.
Duvarlar duvar kağıdıyla kaplıydı.
They all dressed the same, and their faces were covered.
Hepsi aynı giyiniyordu ve yüzleri kapalıydı.
And their bodies were covered with burns and lacerations.
Kadınların… gözleri yuvalarından çıkarılmıştı ve… vücutları yanıklar ve kesiklerle kaplıydı.
Her walls were covered with pictures of boys from magazines.
Duvarları magazin sayfalarından oğlanların resimleriyle doluydu.
The bodies were covered with white maggots and black flies.
Ve cesetler beyaz kurtlarla ve kara sineklerle kaplıydı.
And they were covered with humiliation and misery,
Üzerlerine aşağılık ve yoksulluk çullanmıştı,
How long would you be in the shower if you were covered in mystery blood?
Her yanın bilmediğin bir kana bulansa sen duşta ne kadar kalırdın?
Everything was white, and there were trees painted like they were covered with snow.
Her taraf bembeyazdı ve ağaçlar üzerlerine kar yağmış gibi beyaza boyanmıştı.
His lands near Memphis were covered by darkness and inhabited by… serpents.
Memphis kenarındaki ülkesi karanlıkla kaplıymış ve yılanlar… yaşarmış.
Tissue was tissue, faces were covered, and blood was a mess on the floor.
Doku dokudur, yüzler örtülür. Kan, yerdeki pislikten ibarettir.
Their bodies were covered in bite marks.
Vücutları ısırık izleriyle doluydu.
Both her arms were covered with rings and jewellery.
Her iki kolu da yüzükler ve takılarla doluydu.
I remember my walls were covered with black patent leather.
Duvarlarımın siyah deriyle kaplı olduğunu hatırlıyorum.
The walls were covered with wallpaper.
Duvarlar duvar kağıdıyla kaplanmıştı.
The walls and floors were covered with rugs.
Duvarlara ve yerlere örtüler serilirdi.
GC/MS says that his hands were covered in nitroglycerin.
En ilginci de gaz kromatografisi kütle spektometresine göre elleri nitrogliserin kaplıymış.
Not sure, look like a family that were covered in sheets.
Emin değilim, çarşafla örtünmüş bir aileye benziyorlardı.
Kid's candy fingers or someone else's sweat. The arms of the chair were covered in something sticky, like.
Sandalyelerin kolları yapışkan… bir şeyle kaplıydı, şey gibi… sanki çocuk şekeri ya da başka birisinin teri gibi.
When the roofs were covered, a woman said as a joke,"Now God can see me.
Çatıları kapladığımızda, bir kadın şaka olarak'' Şimdi Tanrı beni görebiliyor.'' dedi.
Results: 80, Time: 0.053

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish