WHEN THEY DO in Turkish translation

[wen ðei dəʊ]
[wen ðei dəʊ]
hallettikleri zaman
yaptıkları zaman
time to make
time , it do
time to build
yaparken
doing
when
while
making
bunu yaptıklarında
yaparlarken
when
doing
while they
olunca kendimi harika hissediyorum birçoğu işe yarar da ondan
zamanla çaresiz kalacaklar ve hamlelerini yapacaklar ve yaptıklarında

Examples of using When they do in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
When they do, people remember.
Onlar yaptıklarında, insanlar bunu hatırlar.
You will cry to God, And when they do.
Söylediklerimi dinleyin. O bunu yaptığı zaman.
And when they do, they need a fall guy. That's a vast oversimplification.
Düşmeye meyilliydiler. Bunu yapacakları zaman bir enayiye ihtiyaçları vardı.
That's a vast oversimplification. And when they do, they need a fall guy.
Düşmeye meyilliydiler. Bunu yapacakları zaman bir enayiye ihtiyaçları vardı.
Not when they sing, but when they do interviews.
Şarkı söylerken ki gibi değil ama, röportaj yaparlarken gibi.
That's what evil people tell themselves when they do evil things.
Kötü insanlar, kötü şeyler yapacakları zaman kendilerine böyle söylerler.
Oh, I hate it when they do that.
Oh, bunu yapmalarından nefret ediyorum.
When they do this, explain that you have won the bet, because that's the bottom of the glass.
Bunu yaptıkları zaman, İddiayı sizin kazandığınızı çünkü bardağın altına koyduklarını söyleyin.
They usually get along better1 when they do as they're told. I 1 wouldn't presume to teach you feminine psychology.
Konuştularını yaptıkları zaman genellikle birbirleriyle iyi geçinirler. Kadın psikolojisini sana öğretmeye çalışmaya kalkışmazdım.
When they do this, they obscure the underlying genes, preventing the cell from being able to read them.
Bunu yaparken, temel genleri gizleyip hücrelerin onları okumasını engellerler.
And when they do, old Sam the sign hanger will be ready, with his level and his ladder.
Ve bunu yaptıklarında, tabelacı Yaşlı Sam merdiveni ve su terazisiyle hazır bekliyor olacak.
And when they do and people die,
Hata yaptıkları zaman insanlar ölüyor.
Is kind of like neoprene pieces, and also this really thin material windbreaker. What they are wearing when they do the sea diving.
Ve rüzgârlık gibi çok ince bir malzeme. neopren parçalar Deniz dalışı yaparken giydikleri şey.
And when they do some lewdness they say: We found our fathers doing it and Allah hath enjoined
Onlar bir kötülük yaptıkları zaman:'' Babalarımızı bu yolda bulduk,
I hope I'm there when they do the autopsy on your butt…'cause your kidneys gotta look like the air cleaner on a KW.
Umarım sana otopsi yaparlarken orada olurum. Çünkü böbreklerin hava temizleyicisi gibi gözükecek.
And also this really thin material windbreaker. What they are wearing when they do the sea diving is kind of like neoprene pieces.
Ve rüzgârlık gibi çok ince bir malzeme. neopren parçalar Deniz dalışı yaparken giydikleri şey.
A lot of them do work out… because I'm making someone happy. and when they do, I feel great.
Ve öyle olunca, kendimi harika hissediyorum… Birçoğu işe yarar da ondan… çünkü başka birini mutlu ediyorum.
And when they do all of that for about five years, they get the coveted board certification.
Ve bütün bunları beş yıl boyunca yaptıkları zaman, istenilen kurul sertifikasını alırlar.
And when they do.
Ve o zaman gelince de.
And when they do.
Ve bu olduğunda.
Results: 107843, Time: 0.0649

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish