Examples of using Berbat in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Setaukette berbat bir şey var ama sen değilsin.
Bir amcık olduğumu düşünme ama bu plan berbat.
Spencer Talus onun modern bir yelken gibi onun hantal kuyruk ile berbat tehdit.
Ama bu kabul edilemez. Hayatımın berbat olduğunu biliyorum.
Berbat görünüyorsun. Sanırım ölüm bu cehennemde yaşamaktan daha iyi olur.
Berbat bir hayatım vardı, nedeni bu?
Berbat olacak. Dağlardaki tüm hava trafiği yere indirildi.
Oh, bu berbat yer, Ursula. Bilmiyorum.
Senin, bir bardak Lipton çayi bile berbat edebilecegini söyledi.
Reddedildi. Bence bu berbat bir şey.
tüm bu mesele çok berbat Gina.
Anlamanız gereken şu, bunlar berbat davalar.
Berbat görünüyorsun. Sanırım ölüm bu cehennemde yaşamaktan daha iyi olur.
Berbat kişisel hayatını telafi etmeye çalışan biri! Tek gördüğüm kariyer basamaklarını tırmanarak.
Adını hatırlamadığım o berbat robot bile edecek.
Oh, bu berbat yer, Ursula. Bilmiyorum.
Julian, eğer Lily öğrenirse onunla olan planlarını berbat edeceğini biliyordu.
tüm bu mesele çok berbat Gina.
Gerçekten. -Ne? -Bir daha böyle berbat hissetmek?
Dediğim gibi… bu berbat. Ben onunlaydım.