CAN in English translation

life
hayat
yaşam
can
ömür
can
olabilir
edebilir
olabiliyor
edebilecek
daha
bir
yapabilir
olamaz
bile
nasıl
soul
ruh
nefis
can
benlik
die
ölür
ölüyor
ölecek
ölmez
ölmesine
ölümünü
geber
ölen
ölün
ölünce
dear
sevgili
yüce
değerli
sayın
ulu
aziz
saygıdeğer
canım
tatlım
hayatım
perish
yok
kahrolsun
can
helak
öl
ölmeliyim
yok olur
oh
ah
aman
tanrım
çok
hayır
tabii
kahretsin
canım
lives
hayat
yaşam
can
ömür
died
ölür
ölüyor
ölecek
ölmez
ölmesine
ölümünü
geber
ölen
ölün
ölünce
souls
ruh
nefis
can
benlik
dying
ölür
ölüyor
ölecek
ölmez
ölmesine
ölümünü
geber
ölen
ölün
ölünce
dies
ölür
ölüyor
ölecek
ölmez
ölmesine
ölümünü
geber
ölen
ölün
ölünce
could
olabilir
edebilir
olabiliyor
edebilecek
daha
bir
yapabilir
olamaz
bile
nasıl

Examples of using Can in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
İsa çarmıhta can verirken Tanrı, çarmıhta can veriyordu.
And when Jesus died on the cross, God was dying on the cross.
Bu beni can evimden vurdu. Bunu düşünüyorsun ve.
You just think of that… Oh, that hit so close to home for me.
Joe can havliyle tutunuyor!
Joe grabs on for dear life!
Can Bey istemeseydi cevap vermezdi.
Mr. Can wouldn't answer if he didn't want to.
Can hayattan koparıldı.
Souls, their lives torn away♪.
Ve sen Trakyalı… onun altında can vereceksin!
And you, thracian, Will die under it!
Köpek gibi de can vereceksin!
And you will perish like a dog!
Beni korurken can verdin Efawadh.
You died protecting me, Efawadh.
Can Bey 55 saniye sonra herkesi odasında istiyor.
Mr. Can wants everyone to be in his room in 55 seconds.
En ufak detaya kadar can havliyle tutunan bir dağcı gibisin.
You're like a mountaineer clinging on for dear life to every tiny detail.
Tıp okumuş veya doktora öğrencisi veya can kurtaran şoförü gibi?
Oh, a medical student or an intern or an ambulance driver?
Bu madenin daha fazla can almasını istemiyorum.
I don't intend to let this mine take any more souls.
inim inim inleyerek can vereceksin.
your illness will worsen until you die.
Evlatları illetten, karısı da ona evlat vermekten can verir.
His children die of disease, his wife dies giving him children.
etli yaratık Karanlık Diyarda can versin.
let the flesh thing perish in the Darklands.
Nedir? Can kaybı var demek?
It means people have died. What's a 709?
Millet dışarıda can verirken burada süslenmekle meşgulsün.
Stand here preening when there are people dying out there.
Can Bey, dün gece sizi sabaha kadar düşündüm.
Mr. Can, I was thinking about you all last night.
Billy, konu iyi müzik olunca keşke bu kadar can sıkıcı olmasan.
Oh, Billy, I do wish you weren't such a bore about good music.
Saldırıda 12 can kaybettik.
We lost 12 souls in the attack.
Results: 1646, Time: 0.0628

Top dictionary queries

Turkish - English