HATTA in English translation

even
bile
hatta
daha
in fact
aslında
hatta
aslına bakarsan
doğrusu
gerçekte
aslinda
gerçek şu
aksine
nitekim
esasen
and
ve
ayrıca
peki
edip
hem
sonra
ise
arasında
or
ya da
veya
yoksa
yada
falan
actually
aslında
gerçekten
açıkçası
doğrusu
cidden
sahiden
aslına bakarsan
on the line
hatta
hattaki
çizgiye
telefonda
sırada
çizginin
ipe
sınırda
cepheye
oltaya
maybe
belki
olabilir
galiba
may
olabilir
mayıs
belki
mayi
olabilir mi
maye
edebilir miyim
might
olabilir
mayıs
belki
mayi
olabilir mi
maye
edebilir miyim

Examples of using Hatta in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Muhtemelen haftalar, hatta aylar önce onu görmeye gitti.
Probably went to see her weeks ago, or maybe even months.
Hatta en iyisi.
He's the best.
Hatta birazda para harcayın.
Spend an even little money.
Hatta kendi hayatından bile.
More than their own life.
Hatta tecavüz arabasını satıp
He sold the rape van,
Hatta Waialae Country Kulübünün onur üyesiyim.
I even have an honorary membership at the Waialae Country Club.
Hatta harika bir gün.
Or maybe even a great day.
Hatta ömrünüzde gerçekten seveceğiniz tek şey.
Perhaps. The only thing in life you ever truly love.
Hatta… daha fazla iplik yapmak için ondan bir parça almış.
Including taking a piece of her to make more of his strings.
Hatta not veya spor olsun uğraşmadan herşeyde iyisin.
You're good at everything without even trying whether it's grades or sports.
Hatta bazıları rahim ucunda taşındığımı söyler.
Some might even say I was carried at womb's length.
Hatta en iyisi onu görmezden gelmek.
Better yet, ignore it.
Hatta değil.
Not online.
Ağır yüklü piyadeyi hatta istiyorum, ve sadece benim emrimle ilerlemeliler.
I want the lines of infantry three deep, and must advance only on my order.
Hatta, Q olabilir mi?
For that matter, could she be Q?
Hatta şiirsel ama hala burayı terk etmen için geçerli bir sebep değil.
Almost poetic. But still not a good enough reason to leave here.
Hatta artık öyle şeylerle ilgilenmiyor.
He's not into that stuff anymore.
Hatta fazla güzel.
Sometimes too good.
Hatta daha eski bir tanesine sahibim- gerçektenmi?
I have an even older one.- Really?
Hatta patates kızartmalarını ezip bir sandviçe koyarsın.
And maybe mash the chips up inside a sandwich.
Results: 21593, Time: 0.0657

Top dictionary queries

Turkish - English