YERINE in English translation

instead
yerine
aksine
rather
oldukça
yerine
daha
ziyade
biraz
çok
daha doğrusu
aksine
doğrusu
iyi
take
al
almak
alıp
alacak
kabul
alman
sürer
götür
alın
götürün
substitute
yedek
vekil
yerine
alternatif
yerini
değiştirsen
muadili
ikamesi
fulfill
yerine
tamamlayın
gerçekleştir
tamamlamanızı
tamamla ve kaderini yerine getir
replacement
yedek
yeni
değişim
yerine birini
değiştirme
yerime birini
protezi
i̇kame
yerine gelen kişiyi
put
üzerine
üstüne
koyar
koy
koyun
bırak
sok
at
yerleştir
giy
in lieu
yerine
karşılığında
oynayacağınıza
mukabilen
bedeli
replaced
yerine
değiştir
yerini
değiştirin
yenilemek için
opposed
karşı
düşman
karşı gelenlere
karşı çıkmaya
muhalefet
muhalif

Examples of using Yerine in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Çünkü biz diğer motel yerine burayı seçtik diye mi?
BECAUSE WE CHOSE THIS MOTEL INSTEAD OF ANOTHER?
Bir hata yaptım. Sütun-Major formatı yerine Satır-Major formatı kullandım.
I USED ROW-MAJOR FORMAT INSTEAD OF COLUMN-MAJOR.
Onun yerine yapılacak şeyler. Yerine?
THERE ARE THINGS INSTEAD.
Hayır, kan yerine idrar veremezsiniz.
NO, YOU MAY NOT GIVE URINE INSTEAD OF BLOOD.
Şunun yerine.
INSTEAD OF THAT ONE.
Çünkü Fatso Burger MichaeIın yerine Erici işe aldı.
BECAUSE FATSO BURGER HIRED ERIC INSTEAD OF MICHAEL.
Yani Roger Dillonın senin yerine teste girdiğini inkar etmiyorsun?
So you don't deny that Roger Dillon took the test for you?
Senin yerine geçtigimde seni tanimiyordum Bes.
I didn't know you, Beth, when I took your life.
Saltumun yerine o geldi.
It replaces Saltum.
Onların yerine kendi ürettiği sentetik lensleri yerleştirdi.
He then replaces them with a synthetic lens he manufactures himself.
Bu soruşturmaya Bethin yerine geçtiğin andan itibaren engel oluyorsun.
You have been obstructing this investigation from the minute you took over Beth's life.
İnsanların, sebep yerine korkuyu kullandıklarını görünce, ben de korkuyorum.
I am fearful when I see people substituting fear for reason.
Julie, gerçeklik yerine hayalle mutluluğu yakalayabilirdi.
Substituting dream for reality. Julie could then be happy.
İnsanlar mantıklı olmak yerine korkarsa, ben de korkuyorum.
Substituting fear for reason. I am fearful when I see people.
Yerine… ve savaşın acılarının.
And substituting for the agony of war.
Yerine kim geçti? Emekli mi oldu?
He retired? Who took over from him?
İnsanlar Oksikodon yerine Lithium kullansaydı dünya daha iyi bir yer olurdu.
If more people took Lithium and not Oxy, this would be a much better world.
Senin yerine o gitti.
She took yours.
Tavşan yerine onu mu vurdu, öyle mi?
Took him for a rabbit, huh?
Te Honorius öldü ve yerine Joannes Romada iktidara geldi.
In 423, Honorius died, and the usurper Joannes took the power in Rome.
Results: 23143, Time: 0.0552

Top dictionary queries

Turkish - English