A MARK in Turkish translation

[ə mɑːk]
[ə mɑːk]
iz
sign
trace
mark
trail
prints
tracks
scar
footprints
impression
indication
bir işaret
a sign
mark
a signal
indication
marker
a beacon
omen
signature
markings
a token
mark
marc
bir hedef
target
goal
mark
destination
objective
aim
bir damga
stamp
brand
a mark
an imprint
bir leke
stain
spot
smudge
mark
blemish
is a smidge
a speck
a stigma
blob
i̇z
sign
trace
mark
trail
prints
tracks
scar
footprints
impression
indication
izi
sign
trace
mark
trail
prints
tracks
scar
footprints
impression
indication
bir işareti
a sign
mark
a signal
indication
marker
a beacon
omen
signature
markings
a token
izini
sign
trace
mark
trail
prints
tracks
scar
footprints
impression
indication

Examples of using A mark in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Your father's treating you like a mark.
Baban sana bir hedef gibi davranıyor.
would I find a mark there?
orada bir işaret bulur muyum?
The diamond in your incisor left a mark on the skull.
Sol kesici dişindeki elmas kafatasında iz bırakmış.
Oh, look, it left a mark.
Tüh izi kalmış.
It had a mark.
Bir de işareti vardı.
Yeah, hard enough to leave a mark.
Evet, izini bırakacak kadar sertçe.
I go sunbathing again. I undo the bikini top not to leave a mark.
Tekrar güneşlenmeye başlıyorum. İz kalmasın diye bikinimin üstünü çıkarıyorum.
Albert's found a mark.
Albert bir hedef buldu.
All these blanks have a mark on the back of them.
Tüm parçaların arkasında bir işaret var.
That's gonna leave a mark.
Bunun izi kalacaktır.
He said if you really want to do some damage without leaving a mark, go for the gut.
İz bırakmadan hasar vermek istiyorsanız, bağırsaklara vurun demişti.
Really? All warlocks have an animal feature, a mark.
Bütün cadıların bir hayvan özelliği, bir işareti vardır. Gerçekten mi?
Hard enough to leave a mark. Yeah.
Evet, izini birakacak kadar sertce.
We need a mark.
Bir hedef lazım bize.
So all of these blanks have a mark on the back of them.
Tüm parçaların arkasında bir işaret var.
Won't leave a mark, I promise.
İz kalmayacak, söz veriyorum.
That's gonna leave a mark.
Bunun izi kalacak.
All warlocks have an animal feature, a mark. Really?
Bütün cadıların bir hayvan özelliği, bir işareti vardır. Gerçekten mi?
Leave a mark of love.
Bırak aşkının izini.
He's not a mark.
O bir hedef değil.
Results: 563, Time: 0.064

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish