A TENDENCY in Turkish translation

[ə 'tendənsi]
[ə 'tendənsi]
eğilimi
get down
duck
stay down
bend
lean
bend down
bow
crouch down
scootch over
eğilimim
trend
tendency
inclination
incline
disposition
propensity
tends
meyilli
tendency
incline
eğilimin
get down
duck
stay down
bend
lean
bend down
bow
crouch down
scootch over
eğilim
get down
duck
stay down
bend
lean
bend down
bow
crouch down
scootch over
eğilimine
trend
tendency
inclination
incline
disposition
propensity
tends
eğilimli
trend
tendency
inclination
incline
disposition
propensity
tends
eğilimindedir
trend
tendency
inclination
incline
disposition
propensity
tends

Examples of using A tendency in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I have a tendency to miss the forest for… Literally.
Gerçekten. Ormanları özleme eğilimim var.
You always did have a tendency to over-think things.
Daima her şeyi gereğinden fazla düşünme eğilimin vardı.
I have a tendency to miss the forest for… Very efficient.
Oldukça yeterli. Ormanı özlemeye eğilimim var, bunun sebebi.
But now you will learn my weakness is a tendency to trust people.
Olduğunu öğreneceksiniz. Ama şimdi zaafımın insanlara güvenme eğilimim.
But now you will learn my weakness is a tendency to trust people.
Ama şimdi zayıflığımın insanlara güvenme eğilimim olduğunu öğreneceksiniz.
Of turning things into a habit. I have a tendency.
Olayları alışkanlığa çevirme eğilimim vardır.
I have a tendency Yeah. to intellectualize and conceptualize a little bit too much.
Evet. kafa yorma ve kavramsallaştırma Biraz fazla eğilimim var.
Yeah. I have a tendency.
kavramsallaştırma Biraz fazla eğilimim var.
I may have warned her that you have a tendency to turn on people.
İnsanlara düşman olma eğiliminde olduğun konusunda uyarmış olabilirim.
Now… you know that you have a tendency to overreact because you're on the spectrum.
Aşırı tepki verme eğilimindesiniz çünkü sizde de var.
Failed relationships, a tendency to anger quickly, a preference for heavy alcohol consumption.
Başarısız ilişkiler, çabucak sinirlenmeye meyil, çok fazla alkol tüketimi.
You have a tendency to talk too fast.
Çok hızlı konuşma eğiliminiz var.
Nellie's Yorkshire puddings have a tendency to outstay their welcome.
Nelliein Yorkshire pudingleri uzun süre midede kalmaya eğilimlidir.
Sometimes new car owners have a tendency to exaggerate their problems.
Yeni araba sahipleri bazen problemlerini abartmaya meyillidir.
Let me address it. Kids being kids have a tendency to overreact.
Çocuklar, çocuk olduklarından aşırı tepki gösterme eğilimlidirler.
People have a tendency to buy'em a little big.
Çoğu kişi biraz büyük almaya meyillidir.
I wouldn't call it a tendency.
Ben olsam meyil demezdim.
You and I have a tendency towards corpulence.
Sen de ben de şişmanlama eğilimindeyiz.
I have a tendency to get chilly.
Soğuk almaya meyilliyim.
And realizing I always had a tendency to overdramatize.
Ve her zaman bir şeyleri dramatize etme eğilimimin farkına varıyordum.
Results: 220, Time: 0.0409

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish