ATTENDANCE in Turkish translation

[ə'tendəns]
[ə'tendəns]
katılım
accession
participation
turnout
attendance
to join
entry
integration
to participate
participants
involvement
seyirci
audience
crowd
watch
spectator
bystander
people
attendance
stand
viewers
yoklama
to check
to feel
devamlılık
continue
keep
go on
move on
proceed
carry on
resume
remain
katılmanızı
to join
to attend
to participate
agree
to qualify
katılımı
accession
participation
turnout
attendance
to join
entry
integration
to participate
participants
involvement
katılımına
accession
participation
turnout
attendance
to join
entry
integration
to participate
participants
involvement
devam
continue
keep
go on
move on
proceed
carry on
resume
remain
devamsızlığı
continue
keep
go on
move on
proceed
carry on
resume
remain
katılımın
accession
participation
turnout
attendance
to join
entry
integration
to participate
participants
involvement
yoklamayı
to check
to feel

Examples of using Attendance in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Churches use it to track attendance.
Kiliseler o katılımı izlemek için kullanabilirsiniz.
Besides, attendance isn't required, only that we pass the exams.
Ayrıca devam zorunlu değil. Sınavları geçmemiz yeter.
This is not a question of your son's attendance. Mr. and Mrs. Abagnale.
Sorun, oğlunuzun devamsızlığı değil. Bay ve Bayan Abagnale… Umurlarında değil.
And then leaves, I guess. Shows up at school for attendance.
Yoklama için okulda görünüp sonra kaçıyor, sanırım.
I don't have a cord or a yearbook or an attendance plaque.
Onur kordonum, yıllığım ya da devamlılık plaketim yok.
I will admit, attendance is low.
Katılımın az olduğu doğru ama.
Marcel's attendance would only complicate matters.
Marcelin katılımı sadece konuyu karmaşık hale getirirdi.
Why does school cost money when you have school attendance?
Okula devam ettiğin halde neden bu kadar para istiyorlar?
First, we gotta do attendance.
Önce yoklama yapmalıyız.
Congratulations, Scott Leadready ii… on winning the fourth grade perfect attendance medal!
Tebrikler II. Scott Leadready… dördüncü sınıf mükemmel devamlılık madalyasını kazandın!
With Supergirl in attendance, I know my guests and I will be safe.
Supergirlün katılımı ile misafirlerimin ve benim güvende olacağımızı bilirim.
He claimed that church attendance and the recitation of the Lord's Prayer calmed him.
Kiliseye devam talebinde bulundu ve Lordun Duasının okunması onu sakinleştirdi.
I took attendance. Doesn't matter.
Yoklamayı ben aldım. Önemli değil.
If I knew it was attendance optional, I would have literally been anywhere else.
Katılımın isteğe bağlı olduğunu bilseydim, kelimenin tam anlamıyla başka bir yerde olurdum.
it's not his attendance.
sorun notları ya da devamsızlığı değil.
I'm gonna take attendance now.
Yoklama alacağım şimdi.
They're checking attendance.
Katılımı denetliyorlar.
I have attendance issues, but that is gonna change.
Devam sorunlarım vardı ama bunu değiştireceğim.
What we need most is your attendance.
En çok ihtiyacımız olan şey senin katılımın.
I took attendance. Doesn't matter.
Önemli değil. Yoklamayı ben aldım.
Results: 238, Time: 0.0658

Top dictionary queries

English - Turkish