BE RUNNING in Turkish translation

[biː 'rʌniŋ]
[biː 'rʌniŋ]
koşsan
run
jogging
runnin
to ascribe
yönetiyor
runs
rules
leading
manages
controls
is directing
kaçman
run
to escape
flee
to avoid
to get away
away
elope
dodging
to evade
to skip
koşuyor
running
kaçıyor
running
escaping
's getting away
are fleeing
running away
he's avoiding
kaçıyor olmanız
yönetmesi
to rule
manage
to direct
to govern
running
leading
administer
governance
to oversee
to supervise
çalışmalıymışsın
work
study
try
practice
workin
attempt
run
operating
koşarak
running
runnin
rushing
aday
candidate
nomination
nominee
applicant
cadet
probationary
contender
candidacy
pledge
trainee

Examples of using Be running in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Max was… was gonna be running for the president.
Maxin… başkanlık için aday olacağını duydum.
Condé could be running to Elizabeth to marry her right now.
Condé şu an Elizabethe kaçıyor onunla evlenmek için.
If it wasn't for him, I would Still be running star city.
O olmasaydı hala Star Cityi yönetiyor olacaktım.
Hodgkin's. She might be running for the cause.
Hodgkin. O amaç için koşuyor olabilir.
My three little girls will already be running barefoot, picking flowers.
Üç küçük kızım şimdiden çıplak ayak koşarak çiçek topluyordur.
That an insider might be running Libertad. He's the one who alerted the NSA.
NSAe Libertadı içerden birinin yönetiyor olabileceğini söyledi.
Women must be running after you in flocks.
Birçok kadın peşinizden koşuyor olmalı.
And I'm me, we're always gonna be running from something.
İkimiz de kendimiz oldukça hep bir şeylerden kaçıyor olacağız.
In flocks. Women must be running after you.
Birçok kadın peşinizden koşuyor olmalı.
He could be running with the rest of the kids.
Diğer çocuklarla birlikte kaçıyor olabilir.
I could be running News Corp right now. I am..
Şu anda News Corporationu yönetiyor olabilirdim. Öyleyim.
But you run, you will always be running.
Ama kaçarsan hep kaçıyor olursun.
She will still be running when they start the 8th!
Başladığında hala koşuyor olur!
I could be running News Corp right now.
Şu anda News Corporationu yönetiyor olabilirdim.
You better be running!
Kaçsanız iyi olur!
You better be running!
Koşsanız daha iyiolur!
How's the baby? She must be running all over the place by now?
Şimdi evin her tarafında koşturuyor olmalı. Bebek nasıl?
She must be running all over the place by now. How's the baby?
Şimdi evin her tarafında koşturuyor olmalı. Bebek nasıl?
We should be running.
Kaçıyor olmamız lazım.
Won't be running a marathon anytime soon.
Yakın zamanda, maraton koşmamı istemeyeceğiniz sürece,… idare edebilirim.
Results: 127, Time: 0.0904

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish