BEGAN in Turkish translation

[bi'gæn]
[bi'gæn]
başladı
to start
to begin
to commence
başlayan
started
began
onset
başlandı
head
chief
handle
lead
upside
prime
deal
top
cope
principal
başlangıcından
start
beginning
initial
of origin
preliminary
initiation
inception
first
opening
slate
başladılar
to start
to begin
to commence
başlamıştır
to start
to begin
to commence
başlamıştı
to start
to begin
to commence
başlar
head
chief
handle
lead
upside
prime
deal
top
cope
principal
başlanmış
head
chief
handle
lead
upside
prime
deal
top
cope
principal
başlanmıştır
head
chief
handle
lead
upside
prime
deal
top
cope
principal

Examples of using Began in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The village henceforth began to be called by that name.
Bundan sonra oyunun adı böyle anılmaya başlanmıştır.
No, a prophecy. The rich have been doing it to the poor since time began.
Zamanın başlangıcından beri zengin fakire bunu yapıyor. -Hayır, kehanet.
The construction of Fukuoka Castle began in 1601 and was completed in 1607.
Matsue Kalesinin inşaasına 1607 yılında başlanmış ve 1611 yılında tamamlanmıştır.
Production began in 1964.
Yapımına 1964 yılında başlanmıştır.
Work on the project began in 1946.
Stadın inşaatına 1946 yılında başlanmıştır.
The CUHSD began construction on the Del Mar campus in 1957; it was established in 1959.
SSCBde üretilen geminin yapımına 1957de başlanmış, 1959da denize indirilmiştir.
There were more tropical storms in the North Atlantic than ever before, since records began.
Kuzey Atlantikteki tropik fırtınalar kayıtların başlangıcından beri hiç bu kadar fazla görülmemişti.
Production began in September 2011 at Studio Babelsberg in Potsdam-Babelsberg, Germany.
Yapımı 2011 yılının Eylül ayında, Almanyada bulunan Babelsberg Stüdyolarında başlanmıştır.
Before time began, there was the Cube.
Bir küp vardı. Zamanın başlangıcından önce.
But then you began to be angry with me… just for little things.
Ama sen bana kızmaya başladın hem de ufacık meselelerden.
And the moment that Opus and I began to get nervous, she would reappear!
Opus ve ben telaşlanmaya başladığımız zaman tekrar ortaya çıkardı!
The album received further promotion from the Confessions Tour which began in May 2006.
Mayıs 2006da başlatılan Confessions Tour ile albüm tanıtımı genişletildi.
At this time tourism began.
Bunların başında turizm gelmektedir.
And so you began to wonder who Charlie's father really was.
Sen de başladın Charlienin gerçek babasını merak etmeye.
When they began casting, we weren't.
Oyuncu seçmeye başladıklarında, biz.
Preparations began in March 2005, with Sergiu Nistor appointed as commissioner.
Hazırlıklar Mart 2005te başlarken, Sergiu Nistor da yetkili kişi olarak görevlendirildi.
As the year began, the quarter million Americans face the communists in.
Yılın başında, çeyrek milyon Amerikalı komünistlerle karşılaşmış.
From 1939, the year our military campaign began.
Seferberliğe başladığımız yıldan, 1939dan kalma.
That magical place where our journey began.
Yolculuğumuza başladığımız yer orası.
Where our journey began.
Yolculuğumuza başladığımız yer orası.
Results: 12659, Time: 0.1244

Top dictionary queries

English - Turkish