BEING CLOSE in Turkish translation

['biːiŋ kləʊs]
['biːiŋ kləʊs]
yakın olmak
to be close
close
near
to be intimate
is to be near you
proximity is
be nearby
be next
yakın olmayı
to be close
close
near
to be intimate
is to be near you
proximity is
be nearby
be next
yakın olmanın
to be close
close
near
to be intimate
is to be near you
proximity is
be nearby
be next

Examples of using Being close in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I know I'm putting her in danger by being close to her.
Ona yakın durarak onu tehlikeye attığımı biliyorum.
Being close and not touching is like eating and not swallowing.
Yakın olup, dokunamamak yiyip yutamamak gibi bir şey.
Being close to death gives living value.
Ölüme bu kadar yakın olmak hayata bir değer katıyor.
You have made a career out of being close to Pilate.
Pilatusla samimi olmak için elinden geleni yaptın.
You're lucky, being close to home.
Evi yakın olduğu için çok şanslı.
Being close to each other. It's us.
Birbirimize yakın olduğumuz için.
I mean you enjoyed being close to death.
Yani ölüme yakın olduğun için eğleniyordun.
I don't like that fag being close to you, you know?
O ibnenin sana yakın olması hiç hoşuma gitmiyor?
Being close to someone… finding out… they're not who you thought they were..
Çok yakın olduğun birisinin senin olduğunu düşündüğün kişi olmadığını anlamak.
It's us… being close to each other. You're becoming mortal.
Ölümlü oluyorsun. Birbirimize yakın olduğumuz için.
No door is to be open without the previous one being close.
Hiçbir kapı önce diğeri kapanmadan açılmayacak.
I don't know if it's being a great surgeon or being close to Carly.
İyi bir cerrah olmak mı, Carlyye yakın olmak mı bilmiyorum.
Being close and spending every day with Boss Dong-su… I saw his humane sides.
Patron Dong-su ile yakın olmak ve her günü birlikte geçirmek onun insani yönlerini görmemi sağladı.
Being close with the mother is something including your mother in your marriage in every way, is another thing.
Anneyle yakın olmak başka bir şey anneni evliliğinle ilgili her şeye dâhil etmek başka bir şey.
I don't need to tell you that being close to that guy, it ain't necessarily a game of Frisbee.
Bu adamla yakın olman gerektiğini söylememe gerek yok… Frizbi oyununda bu gerekli değildir.
Being close to someone, finding out they're not who you thought they were. No.
Çok yakın olduğun birisinin… senin olduğunu düşündüğün kişi olmadığını anlamak. Hayır.
If there was a chance of physically being close to him, we would not be here for any amount of money.
Fiziksel olarak ona yakın olma gibi bir ihtimal olsaydı… ne kadar para olursa olsun burada olmazdık..
If there was a chance of physically being close to him, we would not be here for any amount of money.
Herhangi bir para için burada olmazdık. Ona fiziksel olarak yakın olma fırsatı olsaydı..
Despite these successes, however, Simitis will never be remembered as being close to the citizens of Greece.
Ancak bu başarılarına rağmen, asla Yunan vatandaşlarına yakın bir lider olarak hatırlanmayacak.
Elizabeth's point of view in keeping with the novel; she later set a few scenes from the male perspective, such as when Bingley practices his marriage proposal, in order to"show Darcy and Bingley being close" and to indicate Darcy was a"human being instead of being stuck up.
sonradan erkek bakış açısıyla birkaç sahne eklemiştir,'' Darcy ve Bingleynin yakınlığını'' ve Darcynin'' azametli duruşunun altında bir insan'' olduğunu göstermek için eklediği Bingleynin evlilik teklifi provası gibi.
Results: 53, Time: 0.0515

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish