CIRCULATING in Turkish translation

['s3ːkjʊleitiŋ]
['s3ːkjʊleitiŋ]
dolaşan
ki
doo
mi
dolaşımını
circulatory
circulation
movement
cardiovascular
circulating
dolaşmaya
around
travel
go around
wandering
to wander
walking
strolling
to roam
loitering
devridaim
circulating
perpetual motion
are configured
geldiniz bizler bu bu basın toplantısını internette dolaşan
geldiniz bu basın toplantısını internette dolaşan
dolaşımdaki
circulatory
circulation
movement
cardiovascular
circulating
sirkülasyon

Examples of using Circulating in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Her blood circulating in his body provides him with all the sustenance he needs.
Dişinin kanı erkeğin vücudunda dolaşarak ona ihtiyacı olan bütün gıdayı sağlar.
There's still 13 trillion dollars circulating in the U.S. economy.
ABD ekonomisinde 13 milyon dolar dolaşımda.
The fact that the blood stopped circulating to my rear end four hours ago.
Dört saat önce popomda kan dolaşımının durmasından yakınmak istiyorum.
There were numerous rumours circulating that the special would be Jenna Coleman's last on the show.
Bu bölümün Jenna Colemanın son bölümü olduğu söylentileri çok dolaşmıştır.
Did you know there's a rumor circulating that he's dead?
Öldüğü yolunda bir söylenti dolaşıyormuş.
The pressure is so strong, it stops the oxygen from circulating through the body.
Basınç, oksijenin vücutta dolaşmasını engelliyor.
How can the destroyed files be restored and circulating like this?
Yok edilmiş dosyalar nasıl oluyor da geri gelip böyle dolaşabiliyor?
He doesn't want a memo circulating.
Elden ele not dolaşmasını istemiyor.
I will start circulating it now.
Bunu dağıtmaya başlayayım.
Plus there were no other vampires circulating then.
Ayrıca o zamanlar ortada başka vampir yoktu.
Backwash from the closest circulating unit.
Yakındaki devir ünitesinden gelen rüzgar.
No blood circulating.
Kan akımı yokmuş.
The air stops circulating.
Hava akımı durur.
Air stops circulating.
Hava akımı durur.
Compression to keep my blood circulating. What now?
Kan dolaşımım için kompresyona devam. Peki şimdi?
What now? Compression to keep my blood circulating.
Kan dolaşımım için kompresyona devam. Peki şimdi?
You guys okay if I pull a circulating nurse?
Bir dolaşım hemşiresi almamın sakıncası var mı?
She acknowledges that today SEESAC lacks reliable and comprehensive data on the exact number of illegal weapons circulating in various countries.
Saviiç, bugün SEESACin çeşitli ülkelerde dolaşan yasadışı silahların kesin sayısıyla ilgili güvenilir ve kapsamlı veriden yoksun olduğunu kabul ediyor.
Neutrophils are the most abundant type of phagocyte, normally representing 50-60% of the total circulating leukocytes, and are usually the first cells to arrive at the site of an infection.
Nötrofiller fagositlerin en çok bulunan tipleridir, normalde dolaşan lökositlerin% 50-60 oranında bulunurlar ve genellikle bir enfeksiyonda bölgeye ulaşan ilk hücrelerdir.
When rumors began circulating that this unsuccessful research would be terminated,
Bu başarısız araştırmanın sonlandırılacağı söylentileri dolaşmaya başladığında… araştırmacılardan biri Kralın huzuruna çıktı
Results: 118, Time: 0.0797

Top dictionary queries

English - Turkish