DEPRAVITY in Turkish translation

[di'præviti]
[di'præviti]
ahlaksızlık
moral
morality
ethics
decency
ethical
vice
fesatlığını
sinister
corruption
mischief
evil
turmoil
to cause
günahkar
sinner
sinful
wicked
unclean
evil
guilty
bearer
sacrilegious
in sin
blasphemous
ahlaksızlığı
moral
morality
ethics
decency
ethical
vice
ahlaksızlığın
moral
morality
ethics
decency
ethical
vice
ahlaksızlığa
moral
morality
ethics
decency
ethical
vice
bozukluklar
bad
corrupt
change
faulty
rotten
defective
broken-down
dysfunctional
stale
broken

Examples of using Depravity in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Just the right amount of depravity and loneliness in their souls can.
Sadece yeterli miktarda ahlaksız ve yanlız olan ruhlar yapabilir.
I know all the depravity, the deceit and the cruelty of the Capitol's pampered elite.
Başkentin şımartılmış seçkin kişilerinin bütün ahlaksızlıklarını… yalanlarını ve gaddarlıklarını biliyorum.
I'm afraid of the depravity in this world… the materialism
Bu dünyadaki ahlaksızlıktan korkuyorum… materyalizm
A door will always be found. Wherever there is hate, violence, depravity.
Kinin olduğu yerde şiddetin, günahkarlığın… bir çıkış kapısı mutlaka bulunur.
Those heretics will pay for their depravity.
O kâfirler ahlaksızlıklarının bedelini ödeyecek.
Does your depravity know no bounds?
Fesatlığının sınırı yok mu senin?
Does your depravity know no bounds?
Senin ahlâksızlığının bir sınırı yok mu?
And he would rather die than be part of this… depravity.
Bu fesadın bir parçası olmaktansa ölmeyi yeğler.
I know you do, but I doubt you have encountered this level of depravity before.
Biliyorum ama bu kadar ahlâksız biriyle karşılaştığından şüpheliyim.
You see, the depravity of the human heart knows no bounds.
Görüyorsunuz ya insan kalbinin ahlâksızlığı sınır tanımıyor.
This isn't diversity, it's depravity.
Bu çeşitlilik değil, günahkarlık.
Then your true nature asserted itself. Your brutality, your depravity, your barbarism.
O zaman gerçek doğanız kendini gösterdi Acımasızlığınız, ahlaksızlığınız, barbarlığınız.
Such depravity has no place in our lesson on Algeria!
Cezayirle ilgili dersimizde böyle ahlaksızlıklara yer yoktur!
The evidence indicates the extent of his depravity.
Kanıtlar, onun ahlaksızlığının boyutunu gösteriyor.
Enter DANTE, the Depravity and Atrocity Numeration Test.
DANTEye gir. Dengesizlik ve Acımasızlık Numaralandırma Testi.
Seeing depravity in perfectly normal behavior.
Mahrumiyet görmek Mükemmel normal davranış.
His depravity is not yours, Nicholas.
O, onun yozlaşmışlığıydı Nicholas, senin değil.
The depravity and atrocity numeration test.
Dengesizlik ve Acımasızlık Numaralandırma Testi.
The sniper attack showed such depravity.
Keskin nişancı saldırısı böyle bir ahlaksızlık gösteriyordu.
Behind every door, a delightful tale of desperation, depravity.
Her kapının ardında, güzel bir hikâye vardır.- Umutsuzluğun, kayıpların.
Results: 81, Time: 0.0596

Top dictionary queries

English - Turkish