EVAPORATING in Turkish translation

[i'væpəreitiŋ]
[i'væpəreitiŋ]
buharlaşan
steam
vapor
evaporate
evaporation
buharlaşıyor
steam
vapor
evaporate
evaporation
buharlaşıyordu
steam
vapor
evaporate
evaporation

Examples of using Evaporating in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
In water particles and being transported to the upper atmosphere. You can easily imagine these micro-organisms evaporating.
Bu mikroorganizmaların su partikülleriyle buharlaşıp… atmosferin üst tabakasına ulaştığını hayal edebilirsiniz.
Or it will fester and putrefy. It needs to be purified by someone with evaporating skills.
Buharlaşma gücü olan biri tarafından arıtılması gerekiyor… yoksa iltihaplanıp yara olacak.
Or it will fester and putrefy. It needs to be purified by someone with evaporating skills.
Buharlaşma yeteneği olan biri tarafından temizlenmesi gerekir… yoksa iltihap yapar ve çürür.
Of the people in your group, I would bet anything that, when death is coming, when their final moments of life are… evaporating.
Senin olduğun gruptakiler var ya… Bahse varım ölecekleri sırada hayatlarının son anlarında buharlaşıyorlar.
larger surface-area than a droplet of the same volume, which increases the likelihood of water molecules evaporating.
bir yüzey alanına sahiptir, bu da su moleküllerinin buharlaşmasının olasılığını arttırır.
Gravimetric methods are the most accurate and involve evaporating the liquid solvent and measuring the mass of residues left.
Gravimetrik yöntemler en doğru ve sıvı çözücünün buharlaştırılmasını ve kalan artıkların kütlesinin ölçülmesini içerir.
Evaporating into the air in the room. Blood that's just sitting there in the bottom of the vessel.
Bir buharlaşma olsa odadaki havaya karışabilirdi Kan kabın dibinde kalıyordu.
Blood that's just sitting there in the bottom of the vessel, evaporating into the air in the room.
Bir buharlaşma olsa odadaki havaya karışabilirdi Kan kabın dibinde kalıyordu.
The amount of sweat you're producing-- but more importantly, evaporating-- is just enabling you to release the amount of heat' lose the amount of heat from the body that you're producing through exercise.
Ürettiğiniz, ama daha önemlisi buharlaştırdığınız ter miktarı, egzersiz esnasında ürettiğiniz ısıyı serbest bırakmanızı, bu ısıyı bedeninizden atmanızı sağlar.
The report, which was written in November 2007 but came to light just this month, warns"if the Romanian anti-corruption effort keeps evaporating at the present pace, in an estimated six months' time,
Kasım 2007de hazırlanmasına karşın ancak bu ay gün yüzüne çıkan raporda,'' Romanyanın yolsuzlukla mücadele çabaları mevcut hızında buharlaşmaya devam ettiği takdirde,
by Sir William Ramsay, a Scottish chemist, and Morris Travers, an English chemist, in residue left from evaporating nearly all components of liquid air.
bir İngiliz kimyager olan Morris Travers tarafından sıvı havanın hemen hemen tüm bileşenlerini buharlaştırmaktan kalan kalıntıyla keşfedildi.
Butane evaporates, needs ventilation.
Bütan buharlaşıyor, havalandırmak gerekiyor.
Water on Earth evaporates and the Earth be come melt again.
Dünyadaki su buharlaşıyor ve Dünya yeniden eriyik hâle geliyor.
They have evaporated!
Buhar olmuşlar!
The crystals only evaporate when they come into contact with air.
Temas ederse buharlaşıyor. Kristaller sadece havayla.
That hope evaporated.
Bu umut buhar oldu.
Water on Earth evaporates and Earth becomes melted again.
Dünyadaki su buharlaşıyor ve Dünya yeniden eriyik hâle geliyor.
No, as a matter of fact, they're mostly evaporated by the time you get here.
Hayır, işin aslı buraya gelene kadar çoktan buhar oldular.
At this altitude the air is so dry that rain evaporates before it even hits the ground.
Bu yükseklikte hava öyle kuru ki yağmur daha yere değmeden buharlaşıyor.
Water evaporates.
Su buharlaşıyor.
Results: 41, Time: 0.0571

Top dictionary queries

English - Turkish