FIXING THINGS in Turkish translation

['fiksiŋ θiŋz]
['fiksiŋ θiŋz]
tamir işlerinde
bir şeyleri düzeltmemi
bir şeyleri onarmayı
bir şeyler tamir
he was fixing something
birşeyleri tamir etmekle

Examples of using Fixing things in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I told you to stop fixing things around here.
Etraftaki şeyleri tamir etmeyi bırakmanı söylemiştim.
He became obsessed with fixing things, like his dad.
Aynı babası gibi, her şeyi düzeltebileceğini sanıyordu.
He's the saint of fixing things.
O, kötü şeyleri düzeltme azizidir.
Nothing like being around animals, fixing things.
Hayvanlar arasında olup, tamirat yapmak gibisi.
Using power tools, oh, yeah, fixing things.
Elektrikli aletler kullanyor. Eşyaları tamir ediyor.
Her dad's over all the time, fixing things.
Babası da sürekli gelip bir şeyler tamir ediyor.
I have gotten really good at, like, washing towels and fixing things around here.
Burada havluları yıkamada ve eşyaları düzenlemede oldukça iyiyim.
Your fatherwas good with tools-- always building things, fixing things.
Babanın alet edevatla arası iyiydi. Sürekli birşeyler yapar, birşeyleri tamir ederdi.
Someday, little robots will go through our bloodstreams fixing things.
Bir gün, küçük robotlar kan dolaşımımızı düzeltiyor olacaklar.
Dr. Marjorie says that I spend all my time fixing things for other people.
Bir şeyler tamir ederek geçirdiğimi söylüyor. Dr. Marjorie bütün zamanımı diğer insanlar için.
Fixing things for other people,
Bir şeyler tamir ederek geçirdiğimi söylüyor.
Jay's always around here fixing things, Cracking jokes about my"delicate hands" Or my gag response to the smell of paint.
Bir şeyleri onarmaya sürekli Jay gelir ve'' hassas ellerimle'' ya da boya kokusu duyunca midemin kalkmasıyla dalga geçip durur.
It's like Four with his weapons or Six with the Marauder or Five fixing things.
Sanki, Dört ve silahlar, Altı ve Haydut ya da Beş ve bir şeyleri tamir etmek gibi.
It's like Four with his weapons or Six with the Marauder or Five fixing things. What?
Sanki, Dört ve silahlar, Altı ve Haydut… ya da Beş ve bir şeyleri tamir etmek gibi. Ne?
day with food and rewashing the kids clothes and your father fixing things until they're broken, that's not intruding?
hergün evime geliyor… baban birşeyleri kırana kadar tamir ediyor… ve bunlarda rahatsızlık verici bir şey yok,?
How many times have we fantasized About a man who could actually fix things?
Kaç kere bir şeyler tamir eden erkek fantezi kurmuşuzdur?
I can fix things.
Bir şeyler tamir edebilirim.
You know how you wanted to go back in time and fix things?
Geçmişe gidip bazı şeyleri düzeltmeyi ne kadar istediğini biliyor musun?
Tom fixes things.
Tom şeyleri onarır.
You can still fix things.
Hala bir şeyleri düzeltebilirsin.
Results: 49, Time: 0.0592

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish