GAPS in Turkish translation

[gæps]
[gæps]
boşlukları
space
void
emptiness
gap
hole
empty
blank
vacuum
loophole
opening
aralıkları
december
ajar
range
interval
arasındaki
call
search
break
and
sometime
recess
dial
intermediate
way
açıklarını
open
clear
obvious
light
openly
specific
manifest
public
explicit
plain
boşluklar
space
void
emptiness
gap
hole
empty
blank
vacuum
loophole
opening
boşluk
space
void
emptiness
gap
hole
empty
blank
vacuum
loophole
opening
boşluğu
space
void
emptiness
gap
hole
empty
blank
vacuum
loophole
opening
aralığı
december
ajar
range
interval

Examples of using Gaps in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Watch those gaps!
Şu boşluklara dikkat edin!
Don't leave any gaps!
Hiç aralık bırakmayın!
Placing God in gaps in scientific understanding is not a good strategy.
Bilimsel akıIcıIıktaki boşluklara Tanrıyı yerleştirmek iyi bir strateji değil.
Too many gaps, as if, uh, she were holding out on us.
Çok fazla aralık, sanki, uh, bizden bir şey saklıyor gibi.
represent governance gaps.
yönetim açıkları temsil eder.
And that's makes sure the player understands in order to get over big gaps.
Ve bu da oyuncunun geniş aralıklardan atlamayı anladığından emin olur.
Every night, flat ghosts slide in and out of these gaps.
Her gece, dairelerdeki hayaletler bu aralıklardan geçip gidiyorlar.
He says it's because of gender pay gaps but I think it's thigh gaps.
Cinsiyetler arası maaş farkından diyor bence kalça arasından oldu.
I fall prostrate on the yellow cobblestones, the gaps filled with black zift.
Sarı kaldırım taşlarının üzerine yüzükoyun düştüm. Araları ziftle doldurulmuş.
And do you know how many Gaps there are in Ohio?
Ve Ohioda kaç tane GAP olduğunu biliyor musun?
Plenty Gaps and Starbucks though.
Plenty Gaps ve Starbucks vardı ama.
There are some gaps.
Bazı boşluklar var.
There are some gaps in this country deep chasms that we need to bridge.
Bu ülkede, kapatmamız gereken… bazı farklar, derin uçurumlar var.
And we saw a lot of gaps.
Birçok eksik gördük.
Solar parks, because of the gaps between the panels, deliver less.
Güneş parkları, paneller arasındaki boşluklar nedeniyle daha az enerji verirler.
There's gaps in the floors!
Kat arasında boşluklar var!
Like, there's no time gaps or anything?
Zamansal bir boşluk falan yok değil mi?
Will's maintained his innocence all along, in spite of memory gaps.
Hafızasındaki boşluklara rağmen, Will masumiyetini bu süreçte korudu.
There are gaps, okay?
Bir boşluk var, tamam mı?
There's gaps, ok?
Bir boşluk var, tamam mı?
Results: 238, Time: 0.0883

Top dictionary queries

English - Turkish