GETTING OLD in Turkish translation

['getiŋ əʊld]
['getiŋ əʊld]
yaşlanmak
to grow old
getting old
aging
to be old
yaşlanmaktan
to grow old
getting old
aging
to be old
yaşlanmaya
to grow old
getting old
aging
to be old
yaşlanmanın
to grow old
getting old
aging
to be old
ikramiyem gibi oldu yaşlanıyorum

Examples of using Getting old in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I hate getting old. Happy new year!
Yaşlanmaktan nefret ediyorum! Mutlu yıllar!
And there's definitely nothing even you can do about getting old.
Ve yaşlanmak konusunda senin bile yapabileceğin bir şey yok.
She is terrified of getting old so she tries to make all of my friends her friends.
Yaşlanmaktan öyle korkuyor ki… tüm arkadaşlarımı kendi arkadaşı yapmaya çalışıyor.
Getting old. I mean, Vietnam, Afghanistan.
Yani, Vietnam ve Afganistandan sonra… Yaşlanmak.
God, I hate getting old.
Tanrım, yaşlanmaktan nefret ediyorum.
Getting old ain't for the faint of heart I will tell you that.
Sana şunu söyleyeyim ki, yaşlanmak kalbe pek iyi gelmiyor.
And I was afraid of getting old. Because you were handsome.
Çünkü sen yakışıklıydın… bense yaşlanmaktan korkuyordum.
Because you were handsome, and I was afraid of getting old.
Çünkü sen yakışıklıydın… bense yaşlanmaktan korkuyordum.
Getting old. Stinking and dying!
Kokmak ve ölmek. Yaşlanmak.
Doing all the, you know, old stuff. Getting old with you.
Bütün o klasik şeyleri yapmak. Seninle yaşlanmak.
Afghanistan. Getting old.
Afganistandan sonra… Yaşlanmak.
Cause that's not getting old.
Çünkü bu hiç eskimez, değil mi?
Getting old, eh? Lilica?
Yaşlanıyorsun, ha Lilica?
Maybe your mind created the memories to compensate for your body getting old.
Belki de vücudunun yaşlanmasını dengelemek için anıları zihnin yarattı.
I never forgave him for getting old.
Yaşlandığı için onu asla affetmedim.
I'm getting old.
Yaşlandım artık.
Here in the suburbs, people do whatever they can to avoid getting old.
Buralarda, insanlar yaşlanmayı önlemek için ne gerekiyorsa yapar.
I sure wish there was some way to stop getting old.
Yaşlanmayı durduracak bir yol olmasını isterdim.
Then they have to face getting old.
Çünkü o zaman yaşlandıklarını kabul etmek zorundalar.
Are you trying to stave off getting old?
Yaşlanmayı engellemeye mi çalışıyorsunuz?
Results: 154, Time: 0.0455

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish