HAS DECIDED in Turkish translation

[hæz di'saidid]
[hæz di'saidid]
kararını verdi
decide
make a decision
to determine
decisions
karara vardı
verdi
gave

Examples of using Has decided in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
His daughter has decided to carry on her father's dream.
Kızı, babasının hayalini sürdürmeye karar vermiş.
Reginald has decided to stay at Churchill to hunt with Charles.
Reginald Charlesla beraber avlanmak için Churchillde kalmaya karar vermiş.
Lady Edith has decided to show off the baby to her aunt. Hello.
Merhaba. Leydi Edith bebeği halasına göstermeye karar vermiş.
Yes, Serkan Bolat has decided to have my room demolished.
Evet, Serkan Bolat odamı yıktırmaya karar vermiş.
Plus, apparently, my cousin has decided to start world war III.
Ayrıca, anlaşılan, kuzenim 3. Dünya Savaşını başlatmaya karar vermiş.
When God has decided, then we will know the man by what remains.
Tanrı kararını verdiğinde, o adamı geriye bıraktıkları ile tanırız.
BuYeo has decided to help Hyeon-To.
Size yardım etmeye karar verdik.
Tom has decided to start studying French.
Tom Fransızca öğrenmeye başlama kararı verdi.
And the Prime Minister has decided that we should join him.
Başbakan kendisine katılmamız gerektiği kararına vardı.
My friend Kay Brown has decided to find me a role in an American film.
Dostum Kay Brown bir Amerikan filminde bana bir rol bulmaya karar vermişti.
That which the Lord has decided. People cannot change.
Insanlar değiştiremez. Tanrının karar verdiği bir şeyi.
The group has decided to do something classical.
Grupla klasik bir şey yapmaya karar verdik.
Virg has decided to… mess with us.
Virg, bizi, çeteyi bir araya toplamaya karar vermişti.
Your son has decided to get married. It's Nisha, Uncle.
Oğlunuz evlenmeye karar verdi Nisha ile, amca.
The King has decided.
Elizabeth has decided to leave with me.
Elizabeth karar verdi Benimle bırakmak.
Francis has decided to make pasta, and he's turned on La Bohème full volume.
Francis kek yapmaya karar verdi ve La Boheme parçasını son ses açtı.
He has decided.
O kararını verdi.
Lady Edith has decided to show off the baby to her aunt.
Leydi Edith bebeği halasına göstermeye karar vermiş.
The countess has decided, ladies and gentlemen.
Kontes kararını verdi bayanlar ve baylar.
Results: 576, Time: 0.042

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish