HAVE ONLY in Turkish translation

[hæv 'əʊnli]
[hæv 'əʊnli]
tek sahip olduğum
söyleyecek sadece
have only
var ama sen tek

Examples of using Have only in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
and there i will have only two words to say to you:"talk or die.
ve orada sana söyleyecek sadece iki kelimem olacak: konuş yada öl.
Talk or die. But tomorrow, we take the train for the German camp in Barumba… and there I will have only two words to say to you.
Yarın trenle Barumbadaki Alman kampına gidiyoruz, ve orada sana söyleyecek sadece iki kelimem olacak: konuş yada öl.
I have only ever used it once… to build a rabbit hutch.
Hayır'' Ellerini koyarak çocuklar muhtemelen vardır Mühendisler. Ben sadece hiç bir kez kullanmıştım… tavşan inşa etmek.
I have only two one and one from 20. 20 but then shall I give?
Bende sadece 2 tane 1$ ve 1 tane de 20$ var.
I told you, I have only got enough left in my home equity line of credit… to get the tummy tuck.
Size önceden de söyledim: Konut kredimden kalan miktar… ancak karın germe ameliyatıma yetiyor.
he will have only one wife.
yalnızca tek eşi olacaktır… buraya karısı olarak kayıt yaptırdığı, ilk karısı.
And you have only helped in order to force it down my throat. All those lives at risk.
Riskte olan onca can vardı… ve sen de sadece gırtlağımı sıkmak için yardım ettin.
But to actually feel… I have only emulated human reactions, The warm sand.
Hiç bilmiyordum. Sıcak kum… İnsan tepkilerini sadece taklit ediyordum ama gerçekten hissetmek.
Children have only been offered ready-made solutions.
Cocuklara simdiye kadar yalnızca hazır çözümler sunduk.
Now I have only… one ambition in my life, to finish those two and be hanged myself.
Bu ikisini bitirmek için asılacak bile olsam Şimdi benim sadece var… Hayatımda onlara bir hırs.
One approach is to argue that all real forces drop off with distance from their sources in a known manner, so we have only to be sure that a body is far enough away from all sources to ensure that no force is present.
Bir yaklaşım tüm gerçek güçler bilinen bir şekilde kendi kaynaklarından uzaklaştıkça düşüyorlar olduğunu iddia etmek, bu yüzden biz hiçbir kuvvet mevcut olduğundan emin olmak için uzağa tüm kaynaklardan yeterince emin olmak için, sadece var.
Lazarus syndrome has only been reported 38 times since 1982.
Lazarus sendromu 1982den beri sadece 38 kez rapor edilmiş.
Those two had only each other.
O ikisinin sahip oldukları tek şey birbirleriydi.
You know, having only one cute outfit takes hours off getting dressed.
Bir tane güzel kıyafetinin olmasının en iyi yanı,… seni saatlerce giyinmekten kurtarıyor olması.
Initially the school had only I to V classes.
Ilköğretim okulu vardır sadece ilk 5 sınıf öğrenim görmektedir.
Your mom has only you left.
Annenin tek çocuğu sensin.
Sarah had only an 11% chance.
Sarahnin ise sadece% 11 sansi vardi.
You mean Twain has only got eight fingers?
Twainin sadece 8 parmagï mï var? Yok mu?
Even if he had only made Listen to Britain.
Sadece'' Britanyayı Dinleyin'' i yapmış olsa da… müthiş şiirlerden biridir o film.
Last time he was in jail has only been a few years ago.
Hapishaneden çıkalı daha birkaç yıl olmuş.
Results: 44, Time: 0.0486

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish