IMPROPERLY in Turkish translation

[im'prɒpəli]
[im'prɒpəli]
yanlış
wrong
false
incorrect
mistake
correctly
uygunsuz
appropriate
fit
suitable
proper
right
good
convenient
available
perfect
eligible
düzgün
properly
right
decent
straight
smooth
good
neat
correctly
steady
neatly
hatalı
mistake
error
wrong
fault
bug
failure
flaw
glitch

Examples of using Improperly in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
He heard you speaking improperly to his wife? Then you mean?
Yani karısıyla yersiz konuşurken seni duydu?
You gonna write me up for improperly secured load?
Güvenli yükleme yapmadığım için ceza mı keseceksin bana?
Are you going to write me up for an improperly secured load?
Güvenli yükleme yapmadığım için ceza mı keseceksin bana?
It's improperly labeled.
Uygunsuz bir şekilde etiketlenmiş.
It's improperly labelled.
Uygunsuz şekilde etiketlenmiş.
I was improperly prepped.
Beni yeterince hazırlamadın.
You and I… that are properly utilized but improperly compensated.
Sen ve ben düzgünce değerlendirildik ama uygunsuz bir şekilde tazmin edildik.
And the only thing I confessed to was improperly checking out evidence.
Ben de sadece kanıtı usulsüzce çıkardığımı itiraf etmiştim.
Improperly archived, like everything else here.
Buradaki her şey gibi yanlış bir şekilde arşivlendi.
Those who avoid the stunner or who are improperly stunned are killed while conscious.
Bilinçli olarak öldürülür. Şaşkınlığı önleyen veya uygunsuz bir şekilde sersemletilenler.
When, uh, improperly released, it infects the mind with pure fear.
Zihni saf korkuyla enfekte eder. Yanlış şekilde serbest bırakıldığında.
It infects the mind with pure fear. When, uh, improperly released.
Zihni saf korkuyla enfekte eder. Yanlış şekilde serbest bırakıldığında.
For example, improperly prepared fugu. That level is consistent with.
Bu seviye doğru hazırlanmamış gıdalarda bulunabilir mesela.
Has Mr Clennam behaved improperly towards you?
Bay Clennam sana karşı uygunsuz mu davrandı?
Improperly prepared puffer fish can have toxins that could cause a coma
Yanlış hazırlanan kirpi balığında komaya neden olabilecek zehirler olabilir
Buried in a pine box, improperly sealed… buried only two feet below the surface.
Çam ağacından bir kutuda gömüldü, uygunsuz kapatıldı… yüzeyden sadece iki adım mesafeye gömüldü.
Can have toxins that could cause a coma Improperly prepared puffer fish
Yanlış hazırlanan kirpi balığında… komaya neden olabilecek zehirler olabilir…
Can have toxins that could cause a coma Improperly prepared puffer fish and might not show up on the tox screen.
Ve toksin testinde görünmeyebilir. Düzgün hazırlanmayan kirpi balığında komaya neden olabilecek toksinler bulunabilir.
You have asked us to follow feels, like… We're concerned that the process improperly motivated.
Takip etmemizi istediğiniz sürecin… uygunsuz bir gerekçesi olduğunu hissettiğimiz için endişeliyiz.
Being too detailed in your reports, using a bag valve mask improperly, not learning the names of your patients, and not going out to drinks with the crew after your first shift.
Raporda çok detaycı olmak solunum maskesini yanlış kullanmak, hastaların adlarını öğrenmemek ilk vardiyalarından sonra ekiple birlikte içmeye gitmemek.
Results: 87, Time: 0.0679

Top dictionary queries

English - Turkish