INTEGRAL PART in Turkish translation

['intigrəl pɑːt]

Examples of using Integral part in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
gatherings of the International Socialist Party, advocating for the independence and reunification of all Polish territories, as an integral part of the Polish socialist program.
Polonyanın bütün topraklarının Polonya sosyalist programının bir parçası olan ayrılmaz bir parçası olarak yeniden birleşmesi.
strata of his unconscious, thought seeped up into his dim… not as an integral part of that consciousness, conscious, from the unsleeping life of the nature that surrounded him. but rather as an impalpable emanation.
uyumayan hayatından elle tutulamaz sızıntısı gibi. o bilincin bütünleyici bir parçası olarak değil, içeri sızdı.
of Walvis Bay and the offshore Penguin Islands; these became an integral part of the new Union of South Africa at its creation in 1910.
denizaşırı Penguen Adaları, 1910 yılında kurulan yeni Güney Afrika Birliğinin ayrılmaz bir parçası haline geldi.
And has become a vital, integral part I would also like to introduce someone to you this evening, of everything we do here- Miss Rebecca Harper. who has worked with me at the foundation for just over five years.
Aynı zamanda bu gece sizlere beş yılı aşkın süredir benimle bu kuruluşta çalışan ve burada yaptığımız her şeyin… çok önemli, bütünleyici bir parçası olan birini tanıtmak istiyorum.
And has become a vital, integral part I would also like to introduce someone to you this evening, of everything we do here. who has worked with me at the foundation for just over five years.
Aynı zamanda bu gece sizlere beş yılı aşkın süredir benimle bu kuruluşta çalışan ve burada yaptığımız her şeyin… çok önemli, bütünleyici bir parçası olan birini tanıtmak istiyorum.
collapse of the Hungarian Revolution of 1848, the Hungarian Kingdom became an integral part of the Austrian Empire until 1867, when dual Austro-Hungarian Monarchy was created.
Avusturya-Macaristan Monarşisinin ikili olarak kurulduğu 1867 yılına kadar Avusturya İmparatorluğunun ayrılmaz bir parçası oldu.
to you this evening, and has become a vital, integral part who has worked with me at the foundation for just over five years of everything we do here.
bu kuruluşta çalışan ve burada yaptığımız her şeyin… çok önemli, bütünleyici bir parçası olan birini tanıtmak istiyorum.
I would also like to introduce someone to you this evening, and has become a vital, integral part.
burada yaptığımız her şeyin… çok önemli, bütünleyici bir parçası olan birini tanıtmak istiyorum.
And has become a vital, integral part who has worked with me at the foundation for just over five years of everything we do here- Miss Rebecca Harper. I would also like to introduce someone to you this evening.
Aynı zamanda bu gece sizlere beş yılı aşkın süredir benimle bu kuruluşta çalışan ve burada yaptığımız her şeyin… çok önemli, bütünleyici bir parçası olan birini tanıtmak istiyorum.
I would also like to introduce someone to you this evening, and has become a vital, integral part.
burada yaptığımız her şeyin… çok önemli, bütünleyici bir parçası olan birini tanıtmak istiyorum.
of everything we do here. and has become a vital, integral part who has worked with me at the foundation for just over five years.
bu kuruluşta çalışan ve burada yaptığımız her şeyin… çok önemli, bütünleyici bir parçası olan birini tanıtmak istiyorum.
it is not until the reign of Ratchis that they became an integral part of royal administration.
Ratchis dönemiyle birlikte kraliyet yönetiminin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir.
preserving Kosovo as an integral part of Serbia, moving ahead with European integration processes,
Kosovanın Sırbistanın ayrılmaz bir parçası olarak korunması, Avrupa entegrasyon sürecine devam edilmesi,
Kosovo will be considered as an integral part of Serbia in both internal and foreign affairs," reads the draft,
Kosova, gerek içişleri gerekse dışişlerinde Sırbistanın ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilecektir.''
Passion was always an integral part.
Tutku her zaman bunun ayrılmaz bir parçasıydı.
Death is an integral part of life.
Ölüm hayatın tamamlayıcı bir parçasıdır.
Improvisation is an integral part of jazz.
Doğaçlama cazın ayrılmaz bir parçasıdır.
Momaday: myth is such an integral part.
Efsane, Batı algısının ayrılmaz önemli bir parçasıdır.
She is an integral part of your penance.
Kefaretinin ayrılmaz bir parçası kendisi.
He is an integral part of the defence.
O da savunmanın ayrılmaz bir parçası.
Results: 284, Time: 0.0424

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish