LANDMARK in Turkish translation

['lændmɑːk]
['lændmɑːk]
landmark
tarihi
historical
ancient
of history
the historically
simgesi
icon
symbol
emblem
token
sign
işaret
sign
signal
mark
index
marker
indicate
cue
beacon
symbol
forefinger
bir yer
dinner
food
meal
lunch
dish
supper
dining
cooking
eating
catering
sınırı
border
boundary
limit
frontier
line
perimeter
borderline
demarcation
fringe
no bounds
yapı
structure
building
construction
structural
edifice
were made out
landmark
composition
simgelere
icon
symbol
emblem
token
sign
işareti
sign
signal
mark
index
marker
indicate
cue
beacon
symbol
forefinger

Examples of using Landmark in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
They said it depended on the landmark. But, ultimately, no.
Simgeye göre değişir dediler ama sonuçta hayır demek.
It's a landmark, an American landmark, and I'm staying here.
Burası Amerikanın sınır noktası ve ben burada kalıyorum.
I didn't know your address, but I had a landmark.
Ama bir işaretçim vardı. Postalayamadım. Adresini bilmiyordum.
You have our deepest thanks… for helping us to preserve this magnificent cultural landmark.
Bu kültürel simgeyi korumamızda bize edeceğiniz yardım için gerçekten de çok teşekkür ederiz.
No, the island itself is a kind of landmark.
Yok, adanın kendi bir tür simgedir.
I didn't know your address, but I had a landmark.
Adresini bilmiyordum, ama bir işaretçim vardı.
It's a registered historical landmark.
Tescilli bir tarihi mekan.
This is a landmark case.
Bu çok önemli bir dava.
The city wants to declare the building a landmark.
Belediye binayı kentin bir simgesi ilan etmek istiyor.
Your daughter blew up a landmark.
Kızınız tarihi binayı havaya uçurdu.
They have two days To build a historic texas landmark.
Teksasın tarihi şehir simgesi yapısını yapmaları için iki günleri var.
Which means you have got two days To build a historic texas landmark.
Bu da, Teksasın tarihi şehir simgesi yapısını yapmak için iki gününüz var demek oluyor.
You could get landmark status.
Kent simgesi statüsüne sahip olabilirsin.
You get landmark status.
Kent simgesi statüsünü al.
So this is the guy who is trying to get the landmark status overturned?
Yani tarihi yapı statüsünü kaldırmaya çalışan adam bu mu?
Landmark road project starts in Vlora, Albania.
Arnavutlukun Vlora kentinde önemli karayolu projesi başladı.
That one such landmark film was Romancing the Bone.
Öyleki dönüm noktası olan Romancing the Bone filmi olmasın.
This is a landmark case, and it's right here.
Bu dönüm noktası olacak bir dava ve tam da avucuma düştü.
He's using his connections in the mayor's office… to get the theatre landmark status.
Valinin ofisindeki bağlantılarını sinemaya kent simgesi statüsü almak için kullanacak.
Mayor declared it a landmark.
Belediye başkanı abide olarak ilan etti.
Results: 144, Time: 0.0912

Top dictionary queries

English - Turkish