MUTTERING in Turkish translation

['mʌtəriŋ]
['mʌtəriŋ]
mırıldanarak
homurdanan
mırıldanan
mırıldanıyordu
mırıldanıp
mız mız

Examples of using Muttering in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Children Muttering- There is a land.
Çocuğun üfürüm- bir ülke var.
Muttering strange things, words no one could understand.
Goruldugunde, Maburn disinda… dolanip kimsenin anlamadigi bir dilde bir seyler soyluyormus.
And when he kept muttering the same name again and again.
O zaman da aynı ismi tekrar tekrar homurdanıp durdu.
Still muttering away about his tiger poem on the way home.
Eve dönerken bile hâlâ o kaplan şiirini homurdanıyordu.
He was drunk, I overheard him muttering to himself.
O sarhoş, ben onu kendi kendine söyleniyordu kulak misafiri.
Dammit, stop muttering to yourself.
Uff, kendi kendine homurdanip durma.
Just muttering someone's name-- They said you were barely conscious.
Bilincinin çok az yerinde olduğunu… birisinin adını sayıkladığını söylediler.
Cause you have a very psycho,"burnout guy muttering to himself at a library computer" type vibe.
Kütüphane bilgisayarında mırıldanarak tükenircesine saykodelik titreşimler alıyorum senden çünkü.
At a library computer" type vibe. burnout guy muttering to himself Cause you have a very psycho.
Kütüphane bilgisayarında mırıldanarak tükenircesine… saykodelik titreşimler alıyorum senden çünkü.
Cheating people with boiled nettles and entrails. or being some muttering wise woman I'm really not interested in superstition.
Homurdanan bilge bir kadın olmakla ilgilenmiyorum. Batıl inançlarla ya da insanları pişmiş ısırganotuyla kandıran.
If Masotan is taken away from me, I will just be a misfit, with no sense of personal space muttering to myself. If I'm relieved of being a Dragon Pilot.
Ejderha pilotluğundan atılırsam kendi kendine mırıldanan, kişisel alan nedir bilmeyen uyumsuz biri olacağım. ve Masotan elimden alınırsa.
You're used to the kind with shopping bags walking through Central Park… with the surgical masks on, muttering.
Ellerinde alışveriş çantalarıyla ve yüzlerindeki cerrahi maskelerle mırıldanarak Central Parkta yürürler.
You're used to the kind with shopping bags walking through Central Park… with the surgical masks on, muttering.
Elinde alışveriş çantası, yüzünde… ameliyat maskesiyle, Central Parkta yürüyüp, mırıldanan tiplere alışıksın.
He would been in a very uncomfortable position muttering things, sometimes praying, sometimes asking for help.
Tam anlamıyla sıkıntılı bir konumdaydı, bazen dua ederek bazen yardım isteyerek, bir şeyler mırıldanıyordu.
All you have done for the past two days is wall on your pecs and shuffle around, muttering show tunes.
Son iki gündür tek yaptığın kasların üzerinde zırlayıp durmak,… ve etrafta gösteri müzikleri mırıldanarak dolanıyorsun.
Then why the hell were you in a cold sweat, muttering something about someone not finding out, and then calling out my name?
O zaman ne cehenneme soğuk terler içindeydin, kimse bir şey öğrenmesin diye mırıldanarak… adımı sayıklıyordun?
The kind with shopping bags in Central Park with surgical masks on, muttering.
Elinde alışveriş çantası, yüzünde… ameliyat maskesiyle, Central Parkta yürüyüp, mırıldanan tiplere alışıksın.
Gray-yellow hair, army pants under a nightgown, her turning away, hiding her ravaged face in her hands, muttering an inappropriate"Hi.
Gri-sarı saçlar, geceliğin altından görünen asker pantolonu, elleriyle harap olmuş yüzünü saklayıp sırtını dönmesi uygunsuz bir'' Merhaba'' mırıldanarak.
But that night… something in her sleep, in Charlotte's room. that woman from the train started muttering.
O kadın uykusunda bir şeyler mırıldanmaya başladı. Ama bir gece.
And I will just lay around on the sidewalk muttering about Oliver North.
kaldırımda uzanmış Oliver North ve Iran Contra Hearings hakkında bir şeyler mırıldanacağım.
Results: 66, Time: 0.0526

Top dictionary queries

English - Turkish