OFFENSES in Turkish translation

suçları
crime
criminal
felony
fault
offense
guilt
blame
offence
charge
saldırılar
attack
assault
strike
offensive
invasion
aggression
intrusion
raid
kusurları
flaw
imperfection
defect
defective
's a deficiency
blemish
offense
imperfect
suçlar
crime
criminal
felony
fault
offense
guilt
blame
offence
charge
suç
crime
criminal
felony
fault
offense
guilt
blame
offence
charge
suçu
crime
criminal
felony
fault
offense
guilt
blame
offence
charge

Examples of using Offenses in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
These Templars must pay for their offenses against God and man.
Tanri ve insana karsi yaptiklari suçlar için.
For their offenses against God and man. These Templars must pay.
Tanri ve insana karsi yaptiklari suçlar için.
A person I entrusted with the most heinous offenses of my life.
Hayatımın en iğrenç suçlarını emanet ettiğim kişi.
You have offenses.
Do not punish us for our offenses.
Bizi kusurlarımız için cezalandırma.
Prior offenses? Like what?
Önceki suçlarınız? Ne gibi?
Like what? Prior offenses?
Önceki suçlarınız? Ne gibi?
For offenses committed against the House of Batiatus. I would see Crixus dead.
Batiatusun Evine karşı… işlediği suçlardan ötürü Crixusun ölüsünü görmek istiyorum.
I would see Crixus dead, for offenses committed against the House of Batiatus.
Batiatusun Evine karşı… işlediği suçlardan ötürü Crixusun ölüsünü görmek istiyorum.
Four offenses for dishonesty. Well, surely you could remember that.
Şu dört sahtekarlık suçunu… kesinlikle anımsayabiliyorsun.
Surely you could remember that- four offenses for dishonesty.
Şu dört sahtekarlık suçunu… kesinlikle anımsayabiliyorsun.
And I have told her confessors of all the most serious offenses.
En ciddi suçlarının tamamını bildirdim. Kendisinin günah çıkarma rahiplerine.
A pardon for past offenses, granted by Governor Safford's office.
Geçmişteki saldırılarım için özür,… Vali Saffordun ofisi tarafından verildi.
The person I entrusted with the most heinous offenses of my life.
Hayatımın en iğrenç suçlarını emanet ettiğim kişi.
Drug offenses-- all are down by more than 40%!
Uyuşturucu ile ilgili suçlarda% 40tan fazla düşme var!
All five have been undergoing treatment for drug offenses.
Beşi de ilaç suçundan tedavi görüyordu.
All were sentenced for serious drug offenses.
Hepsi ciddi uyuşturucu suçundan hüküm giydi.
And what's worse is… He already has two offenses on his record.
Daha kötü olan şey kayıtlarında zaten iki suçunun bulunması.
I think it's safe to say that that's the least of my offenses.
Bunu söylemem gerek, bu benim suçlarımın en küçüğü.
Like what? Prior offenses?
Ne gibi? Önceki suçlarınız?
Results: 118, Time: 0.0658

Top dictionary queries

English - Turkish