PARTISAN in Turkish translation

[ˌpɑːti'zæn]
[ˌpɑːti'zæn]
partizan
partisan
yandaş
followers
partisan
ally
partisan
partizanca
partisan

Examples of using Partisan in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You will find no more loyal partisan in all of Italy than myself.
Tüm İtalyada benden daha sadık bir partizan bulamazsınız.
Because of this, Georgians were fighting as partisan detachments.
Bunun üzerine Kalkedonyalılar Bizanslılarla birlik olarak Dârâya karşı savaştılar.
Lost four brothers fighting the Nazis. A partisan.
Dört kardeşi Nazilere karşı savaşırken ölmüş. Bir partizan.
A partisan. Lost four brothers fighting the Nazis.
Dört kardeşi Nazilere karşı savaşırken ölmüş. Bir partizan.
It creates this partisan division in the country.
Bu durum, ülkede partici bölünmelere yol açıyor.
A Partisan! There, in the bedroom!
Orada, yatak odasında! Bir partizan!
How many are there? A partisan?
Kaç tane var? Bir partizan mı?
But abortion was not a partisan issue at that time.
Ancak kürtaj o dönem bir parti sorunu değildi.
Will look utterly compromised and partisan. This bureau and the whole department.
Bu büro ve tüm departman tamamen içine sızılmış ve taraftar görünecek.
This bureau and the whole department will look utterly compromised and partisan.
Bu büro ve tüm departman tamamen içine sızılmış ve taraftar görünecek.
It's a senseless partisan circus.
Bu, anlamsız bir partizan soytarılığıdır.
I was caught up in a five-front war a partisan Ervin Committee. against a partisan media, a partisan House of Congress.
Partizan Kongreye, partizan Ervin Komitesine karşı beş cephede savaşa yakalanmıştım.
The resources that the TRT had transferred to partisan production companies were revealed in official documents that had come to hand.
TRTnin yandaş yapım şirketlerine aktardığı kaynak, resmi belgelerden elde edilen verilerle ortaya konuldu.
You can't be a parachutist, partisan, political prisoner and commander of an armored train.
Paraşütçü, direnişçi, politik tutuklu ve zırhlı bir trenin komutanı olamaz.
A German motorized convoy in the mountains.- Everyone. In our partisan division we had to stop.
Bizim gerilla bölümünde bir keresinde… dağlardaki bir Alman motorize konvoyunu durdurmamız gerekiyordu.- Herkes.
And commander of an armored train.- Our teacher. You can't be a parachutist, partisan, political prisoner.
Paraşütçü, direnişçi, politik tutuklu… ve zırhlı bir trenin komutanı olamaz.- Öğretmenimiz.
In that war, Confederate States Army Partisan leaders, such as John S. Mosby, operated along the lines described by von Ewald and later by both Jomini and Clausewitz.
Bu çatışmada John S. Mosby gibi konfederasyonun partisan önderleri von Ewaldın ana hatlarını tarif ettiği şekilde ordularına görev gördürdü.
And commander of an armoured train. You can't be a parachutist, partisan, political prisoner- Our teacher.
Paraşütçü, direnişçi, politik tutuklu… ve zırhlı bir trenin komutanı olamaz.- Öğretmenimiz.
You can't be a parachutist, partisan, political prisoner and commander of an armoured train.-Our teacher.
Paraşütçü, direnişçi, politik tutuklu… ve zırhlı bir trenin komutanı olamaz.- Öğretmenimiz.
the district political ratings according to the Cook Partisan Voting Index CPVI.
bölge sınırları ve CPVIa( Cook Partisan Voting Index) göre ilçe siyasi oranları.
Results: 196, Time: 0.0829

Top dictionary queries

English - Turkish