RIGOR in Turkish translation

rigor
rigour
katılığı
solid
strict
floor
hard
rigid
stiff
harsh
stern
stringent
callous
sertleşme
hard
tough
rough
strong
harsh
stiff
solid
firm
violent
fierce
sertlik
hardness
toughness
stiffness
severity
tough
hard
roughness
rough
harshness
sternness
katılaşma
solid
strict
floor
hard
rigid
stiff
harsh
stern
stringent
callous
katılaşmış
solid
strict
floor
hard
rigid
stiff
harsh
stern
stringent
callous
katılaşması
solid
strict
floor
hard
rigid
stiff
harsh
stern
stringent
callous
cefa
suffering
hardship
pain
rigor
cross

Examples of using Rigor in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Rigor is fully set.
When I got there, rigor was still full.
Oraya gittiğimde, katılaşma hala gerçekleşiyordu.
They get rigor mortis in the prime of life in this country!
Rigor mortisi alıyorlar, hayatlarının ilk sırasında geliyor bu ülkede!
No rigor mortis either. There'sno lividity.
Morluk yok.- Ölü katılığı da yok.
Rigor mortis indicates that he died several days ago.
Ölüm katılaşması, birkaç gün önce öldüğünü gösteriyor.
Instantaneous rigor.
Aniden katılaşma.
Mr. Nevins' rigor mortis is fixed.
Bay Nevinsin cesedi katılaşmış.
Suggesting chronic, intractable rigor mortis.
Rigor mortis. Görünüşe göre kronik kontrol dışı.
What do you mean, rigor mortis? Rigor mortis?
Ölüm katılaşması mı? Ne demek ölüm katılaşması?
Rigor, Sergeant. Thanks.
Rigor, Çavuş. Teşekkür ederim.
Rigor, Sergeant. Thanks.
Teşekkür ederim. Rigor, Çavuş.
Like Doug not getting a dead body out of his bed before rigor mortis sets in.
Dougın ölü sertliğine ulaşmadan önce bir cesedi yatağından çıkaramaması gibi.
Could your puritanical rigor in fact border on intolerance?
Bağnaz katılığın hoşgörüsüzlüğün sınırında olabilir mi aslında?
Rigor is fully developed.
Katılık tam olarak oluşmuş.
Based on the rigor, I would say he was killed two days ago.
Sertliğe dayanarak iki gün önce öldürüldüğünü söyleyebilirim.
He admired his rigor.
Onun sertliğine hayrandı.
A director whose poetics center on moral rigor.
Sanatını sert ahlaki değerlere göre şekillendiren bir yönetmen.
That would certainly explain why rigor was prolonged.
Katılaşmanın niçin uzun sürdüğünü açıklıyor.
It's too soon for rigor, even at this temperature.
Bu havada bile sertleşmesi için çok erken.
He couldn't have passed away before 1:00 this morning. Based on lividity and rigor.
Morarma ve sertleşmeye dayanarak, bu sabah saat 01.00den önce ölmüş olamaz.
Results: 99, Time: 0.0633

Top dictionary queries

English - Turkish