ROADSIDE in Turkish translation

['rəʊdsaid]
['rəʊdsaid]
yol
pluck
yolda
way
road
path
lead
cause
route
travel
roadside
guidance
guide
roadside
yoldan
way
road
path
lead
cause
route
travel
roadside
guidance
guide
yol kenarı cerrahisinden daha kötüsü yoktur otobanın ortasındaydım ve hayat kurtarıyordum

Examples of using Roadside in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You know, there's nothing worse than roadside surgery.
Bilirsin, yol kenarı cerrahisinden daha kötüsü yoktur.
He called roadside bombs"presents.
Yol kenarındaki bombalara hediye diyor.
Dumped roadside.
Yol kenarına atılmış hâlde bulduk.
IEDs are commonly used as roadside bombs.
IEDler genellikle yol kenarına döşenen bombalar olarak kullanılır.
Prints on your roadside girl. Still a Jane Doe.
Yol kenarında bulunan kızın kimliği hala belirsiz.
Firefights, roadside bombs.
Çatışmalar, yol kenarı bombaları.
What is it with aliens and this desolate roadside 7-Eleven?
Nedir bu uzaylıların ıssız yol kenarındaki market takıntısı?
Roadside bomb wounded.
Yol kenarında bomba patlayarak.
Roadside service, Moffitt Pass.
Yol kenarı bakımı, Moffett geçidi.
Roadside ditch. Freeway.
Yol kenarı hendeği. Otoban.
Freeway. Roadside ditch.
Yol kenarı hendeği. Otoban.
Roadside bomb wounded… without a trace.
Iz bırakmadan. yol kenarında bomba patlayarak.
Roadside bomb wounded… without a trace.
Yol kenarında bomba patlayarak… iz bırakmadan.
I would never done roadside stands.
Yol kenarında duramazdım hiç.
Roadside explosions have killed eight Iraqi civilians and one U.
Yol kenarı bombaları sekiz ıraklı sivili ve bir Amerikan askerini öldürdü.
Roadside bomb wounded.
Yol kenarındaki bombanın yaraladığı.
To that roadside crime scene? You want to show me a special route?
Bana yol kenarındaki olay mahallinin yerini gösterir misiniz?
And I played roadside joints for ten years.
On yıIdır, yol kenarlarındaki mekânlarda çaldım.
Firefights, roadside bombs. Constant intensity.
Çatışmalar, yol kenarı bombaları. Sürekli şiddet.
No, it was in your hand when we stopped at that roadside place for dinner.
Hayır, yemek için yol kenarında durduğumuzda senin elindeydi.
Results: 142, Time: 0.09

Top dictionary queries

English - Turkish